Ana içeriğe geç

Adalet

Devlet Nedir?

19 Temmuz 2025  |  Metin Atamer  | 
Nereden başlayayım, gelin Devlet‘in ne demek anlamına geldiğine 1071 Malazgirt savaşı sırasında Selçuklu’ dan başlayalım. Selçuklu bir devletti. Oğuz’ ların Kınık boyundan gelen ve Selçuk Bey tarafından 1037 senesinde Cend şehrinde kurulduğu kabul edilen Selçuklu

Devleti, idare şekli itibari ile Devlet statüsünde olduğunu kabul eder tarihçiler. Devlet denilince bir idare mekanizma gelir akla ve halkı idareden sorumlu tutulur. Süleyman Şah ile başlayan, Mikail ile devam eden, sonra Tuğrul Bey ve birçok devlet başkanı vardı ‘Selçuklu’ larda.

Devletin mutlaka bir başı olurdu. Kendisine Hükümdar denilirdi. Hatta Han olarak ta anılırdı, mesela Alp Aslan Han, Melik Şah gibi tanımlanırdı. Kimi yerde ise Sultan denilirdi kendilerine.

Selçuklu İmparatorluğun başına gelen bütün hükümdarlar, halka çok mülayim yaklaşır, onların iyiliği için çalışırlardı. Anadolu’yu işgal ettiklerinde de halka zulüm değil, adalet dağıtmışlar. Hepsi de bir Devlet geleneğini yürütmüş ülkelerinde.

Bilhassa hükümdarların eşleri her ne kadar devlet işine katılmasa da halkla bütünleşmiş bir çalışma içinde olmuşlar. Bilhassa yönetilen ülke içinde iki konuda çok etkili olmuşlar Hakanların eşleri. Birincisi Şifahanelerin yapılması konusunda aktif görevler almışlar. Birde eğitim konusunda kütüphanelerin yapılması ve medreselerin inşa edilmesine ön ayak olmuşlar. Sultanların eşlerine de Hatun adı ile anılmışlar. Bilinen isimler içinde Terken Hatun, Demetre Hatun ve Gevher Nesibe Hatun öne çıkan Sultan eşleridir. Hepsinin kökleri Kınık boyun gelme olmuş.

Anadolu’da Selçuklu döneminde Moğol saldırıları sonucunda Kayı aşireti soyundan gelen Kaya Alp’in oğlu Süleyman Şah, batıya 400 aile birlikte, oğlu Ertuğrul Gazi başlarında Erzurum civarına yerleşirler.

Selçuklu Hükümdarı I. Alaeddin Keykubat’a yardım ettiğinden dolayı Kayı aşireti, Selçuklu hükümdarı tarafından Söğüt ve Domaniç civarına 400 aile ile yerleşmesine izin verildiğini bilmekteyiz. İşte Ertuğrul Gazi ile başlayan bu yerleşimde Kayı aşireti, Osman Bey zamanında Devlet geleneği yaratmaya çalıştığını bilmekteyiz.

Genelde kervan yollarını haraca kesen bir sistemle yönetilen aşiret, devlet düzenine her ne kadar geçmiş olsa da eşkıyanın, Şakî olduğuna inanırım. Tarım düzenine geçmeden önce kervanların korkulu rüyası olarak boy gösteren Osmanlı, devlet olarak gözükse de ilk dönemlerinde, Bizans tekfurlarını da haraca bağlayan bir düzen kurduklarını bilmekteyiz. Bu gelenekte devletin başına yine Sultanlar bulunmuş, eşlerine de Hatun denilmiş.

Bu dönemlerde halktan vergi toplamaya başlayan Osmanlı Devleti, birçok geleneği de beraberinde yerleştirdiğini bilmekteyiz. Önemli bir tespit, Osmanlı Devleti’nin ilk Başkanı Osman Beyin eşi, aynı Aşiretten Malhatun olduğunu biliyoruz. Orhan Gazi’nin eşi Holofira Yarhisar Tekfurunun kızı. Orhan gazinin diğer eşi Asporça hatun. I. Murat’ ın eşi Tamara Hatun, Sonra I. Beyazıt eşi Angelina Hatun diye devam etmekte. Osmanlı Devleti’nde Sultan soy ağacı, Orhan Gazinin evliliği ile Oğuz soyu son bulur.

Daha ileride Ukrayna, Macar, Yunan asıllı Hatunlar, Osmanlı Devleti’nin idaresine de müdahil olmuşlardır. Çok güzel söz vardır Valide Hürrem’in Sultan’a söylediği, ‘Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe‘. Devlet işlerine ne kadar müdahil olduklarının bir resmidir bu cümle.

Ancak kurulan Devlet düzeni ve buna bağlı kurallar, iyi bir yönetim şeklini gösterdiği söylenir. Hukuk ve buna bağlı kurallar, Sultan Süleyman’dan sonra daha da yazılı kurallara dayalı olduğunu, tarihçiler söylerler. Hatta Denizlere de açıldıktan sonra, Osmanlı da bir de Deniz Hukuku düzeni oluşturulduğunu bilmekteyiz. Bundan altı yüz sene evvel kurulan düzene, bilhassa Akdeniz’de kıyısı bulunan bütün ülkeler, bu kuralları kabul etmiş olduğunu biliyoruz. ‘Osmanlı da Deniz Hukuku’ konulu seminerde konuşan Dr. Thomas Goodrich‘ in anlattığı konular, Piri Reis Üniversitesindeki kütüphanede sergilenmekte.

Bütün bu dönemlerde Anadolu da yaşayan halk için hukuk düzeni oluşturulmuş, bunu tatbik etmesi için, Hukuk üzerinde hassasiyetle durulmuş. Hukuk düzeni Kadıların inisiyatifine bırakılmış, her iki yanda büyük cebi olan kaftanlarla hukuk dağıtırmış Kadılar.

Günümüz Türkiye’sinde her ne kadar cüppelerin cepleri olmasa da , Saray güdümlü HSK gibi bir kuruma hükmeden Saray Naibi’nin elindeki Demokles’ in kılıcından korkan, adalet dağıtması gereken cüppeliler.

Bakın geçen 1000 yıllık bu topraklarda Kadına gösterilen saygı, bu günkü kadar yerlerde sürünmemişti. Sadece İstanbul sözleşmesinden çıktığımız tarihten itibaren 2024 senesi sonuna kadar 1219 kadın, cinayete kurban gitmiş olması utanç vericidir. Ayrıca ölen 1254 kadının ölüm nedeni ise hala bilinmemekte.

2025 senesi ilk 6 ayında 136 kadın Erkekler tarafından öldürülmüş, diğer taraftan ölen 145 kadının ölüm nedeni hala bilinmemekte. Tıpkı Nadira Kadirova’nın öldürülmesi gibi, faili meçhul bir cinayet. Bir insan intihar için kalbine 2 defa ateş edemez.

Ülkemdeki mevcut Hukuk düzeni, Kadıların dağıttığı Adaleti aratır duruma getirdiğine inanmaktayım. Mevcut yasalara uymayan vicdan, sürgün ile Beştepe üçgeni arasına sıkışan bir hukukun, ülkemin ana yapısını sarsmakta olduğunu görmemek için, kör olmaya gerek yok.

Muktedir olmak adına, iktidarda kalmak için her şeyi yapacağını dile getiren Naib, eşkıyanın uzantısı ile görüşmeye başlaması, binlerce şehidin anne, baba ve sevdiklerini hiçe saymaktan başka nedir? Halka danışmadan adımlar atılması, şehit yakınları adına, sade vatandaş olarak, içime sindirememekteyim, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

Yazar Metin Atamer, Ankara, 19 Temmuz 2025