Ana içeriğe geç

Aile Hekimliği

“Sağlık Sisteminde Çöküş/Kamucu-Toplumcu Çıkış” Sempozyumu Yapıldı ve Sonuç Bildirgesi yayınlandı.

22 Şubat 2025  |  Bekir Metin  | 
“Sağlık Sisteminde Çöküş, Kamucu-Toplumcu Çıkış Sempozyumu” Yapıldı

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün” başlıklı 14 Mart Tıp Haftası programı kapsamında TTB ve İstanbul Tabip Odası (İTO) tarafından “Sağlık Sisteminde Çöküş, Kamucu-Toplumcu Çıkış” sempozyumu 9 Şubat 2025 günü İstanbul Kadıköy Belediyesi Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlendi.

Sempozyumun açılış konuşmalarını TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Alpay Azap ve İTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Osman Küçükosmanoğlu yaptı.

Başka bir sağlık sistemini kurma yolunda 14 Mart’ı bir başlangıç olarak görmek gerektiğinin altını çizen Dr. Alpay Azap “Nasıl bir sağlık sistemi olması gerektiğini genel hatlarıyla hem hekim kamuoyunun hem de genel kamuoyunun anlayabileceği şekilde ifade ederek 14 Mart’tan itibaren de bunun hayata geçmesi üzerine neler yapabiliriz, bunu konuşmak ve başka bir sağlık sistemini hayata geçirmek istiyoruz” dedi. Bu tür toplantıların çok büyük bir emekle gerçekleştiğini vurgulayan Dr. Azap sözlerini, sempozyumda emeği geçen herkese TTB adına teşekkür ederek noktaladı.

Dr. Osman Küçük Osmanoğlu ise ülkenin ve sağlık ortamının içinde bulunduğu duruma dikkat çekerek “Bu kadar da olmaz denen şeyler her gün üst üste yaşanıyor. Dün gece üç gazeteci gözaltına alındı. Bir başsavcı ziyaretinin haber yapılması gibi garip bir gerekçeyle. Önceki gün ise İstanbul’daki eğitim araştırma hastanelerine Sağlık Müdürlüğünden bir yazı gitti. Eğitim saatini en fazla bir saat olacak şekilde ve poliklinikleri aksatmayacak şekilde yapın yazısı, inanılır gibi değil” dedi.

Sempozyum, açılış konuşmalarının ardından “Toplumsal Sağlık Göstergeleri” oturumuyla başladı. TTB Merkez Konseyi II. Başkanı Dr. Pınar Saip’in yürütücülüğünü üstlendiği oturumda Dr. Sibel Sakarya “Türkiye’nin Sağlığını Okumak” başlıklı bir sunum yaptı.

Yürütücülüğünü Dr. Osman Öztürk’ün yaptığı “Türkiye’de Hekim Olmak” konulu ikinci oturumda; Dr. Özgür Kasapçopur tarafından “Tıp Fakültesinde Hekim Olmak”, Dr. Dilek Kanmaz tarafından “Sağlık Bakanlığı Hastanesinde Hekim Olmak”, Dr. Okan Toygar tarafından “Özel Hastanede Hekim Olmak”, Dr. Yelda Emek tarafından “Birinci Basamakta Hekim Olmak”, Dr. Bülent Nazım Yılmaz tarafından “Acil Serviste Hekim Olmak” ve Dr. Sultan Kelleci tarafından “İşyeri Hekimi Olmak” sunumları yapıldı.

Sempozyumun “Sağlık Sisteminin Durumu” başlıklı üçüncü oturumunda TTB Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Önder Okay’ın yürütücülüğü üstlendi. Oturumda Dr. Hakan Tüzün’ün sunumuyla “Sağlık Hizmetlerinin Finansmanı”, Dr. Aslı Davas’ın sunumuyla “Sağlık Hizmet Sunumu” ve Dr. Özlem Özkan’ın sunumuyla “Sağlık Emek Gücü” üzerine konuştu.

Sempozyumun son bölümünde Dr. Osman Küçükosmanoğlu’nun yürütücülüğünde kamucu-toplumcu çıkış için yapılması gerekenler tartışıldı. Bu bölümde Dr. Onur Hamzaoğlu tarafından “Kamucu-Toplumcu Sağlık Sistemi”, Dr. Alpay Azap tarafından “Kamucu-Toplumcu Sağlık Sistemi İçin Mücadele” sunumları paylaşıldı.

Sunumların ardından sonuç bildirgesi konuşmasını Dr. Onur Hamzaoğlu yaptı. Hamzaoğlu şunları söyledi:

“Sempozyumun sonuç bildirgesini, program broşürünün arka sayfasında var olan gerekçeleri koruyarak, ancak, kayıt altına aldığımız sunumların ve tartışmalarda sizlerin dile getirdiği katkılarla hazırlayacağız. Söz konusu metinde öncelikle; Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın çöktüğü ve bu saptamanın 2019-2020 yılına dayandığı verileriyle yer alacak. Bu saptamanın, hem sağlık hizmetine ulaşabilme ve hizmet kullanımı hem de toplumsal sağlık düzeyi göstergeleri ile tıp eğitiminden bölgesel eşitsizliklere kadar nesnel, kapsamlı bir içeriği var. Başka bir ifadeyle, ‘çöküş’ verileriyle ortaya kondu. Biz de bunu metnimize yansıtacağız.

Sunularda her bir başlık için ‘2000’li yılların başında neredeydik, şimdi neredeyiz?’ sorusunun yanıtlanmasını istemiştik. Sizler de izlediniz, öyle de oldu. Bu sunumların içeriği verilerimizin kaynağı olacak.

Yanı sıra, TTB’nin 14 Mart programı kapsamında kamuoyu ile paylaşılacak metinde taleplerimiz olarak yer vereceğimiz içeriğin başlığını da kendi içimizde yürüteceğimiz tartışmalarla belirleyeceğiz. Devletin, merkez ve yerel devlet olarak işlediği, var olduğu bir yerden, kapitalist düzende ‘özel mülkiyet’ ve ‘devlet mülkiyeti’ tartışmalarını kısmen de olsa yapabildik. Ve önerilerden bir tanesi de ‘devletçi sağlık sistemi’ olarak ortaya çıktı. Tabii ki nihai kararı kolektif bir tartışma ve müzakere sonunda vereceğiz.

TTB Haberler, 10 Şubat 2025)

-----------------------------------

“Sağlık Sisteminde Çöküş/Kamucu-Toplumcu Çıkış” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi Yayımlandı



Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün” başlıklı 14 Mart Tıp Haftası programı kapsamında 9 Şubat 2025 günü İstanbul’da düzenlenen “Sağlık Sisteminde Çöküş, Kamucu-Toplumcu Çıkış” Sempozyumu’nun sonuç bildirgesi yayımlandı.

Sempozyumun sonuç bildirgesi şöyle:

“Sağlık Sisteminde Çöküş/Kamucu-Toplumcu Çıkış” Sempozyumu Sonuç Bildirgesi

Her geçen gün ağırlaşan sağlık koşulları ve eriyen ücretler. Her yıl ülke nüfusunun iki katından daha fazla sayıda hastaya hizmet vermeye çalışan acil servisler. Prim parası ödeyemeyenin ulaşamadığı, ödeyenin de parasıyla rezil olduğu sağlık sistemi. Mahşer yerini aratmayan poliklinikler. Beş dakikanın da altına indirilmiş muayene süreleri. Günlerce telefonla randevu almaya çalışan yurttaşlar. Sonrasında da aynı anda iki kişiye birden verilen muayene randevuları. Tanısı geciken, ilaca ulaşamayan, kontrol muayeneleri yapılmayan kronik hastalar. Aile hekimliğinde dayatılan “Eziyet Yönetmeliği”. Meslekleri yok sayılıp, “aile sağlığı elemanı” olarak adlandırılan sağlık emekçileri. Yıllardır durmak bir yana daha da artan, sözelden fizikiye dönüşen şiddet. AKP döneminin eseri Yenidoğan Çetesi. Derinleşen bölgeler arası eşitsizlikler. Her yıl daha da artan önlenebilir bebek ve çocuk ölümleri.

Yukarıda ana hatlarıyla özetlenen azı değil, daha fazlasıyla sorunların üst üste biriktiği bu tablo son beş, altı yıldır ülke genelinde hemen herkesin bizzat yaşadığı ve tanığı olduğu karamsar bir durumun yansıması. Bu tablo tek bir duruma işaret ediyor: “Türkiye sağlık sistemi çöktü!” Enkazın altında kalanlar yalnızca hekimler değil; bütün sağlık emekçileri, hastalar ve yurttaşlar. Kazananlar ise özel hastane patronları ile ilaç ve tıbbi teknoloji şirketleri.

Oysa Türkiye’de sağlık sorunu yaratan değil hastalıklardan koruyan ve iyileştiren; “Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün!” Bütün sağlık emekçilerine insanca çalışma ve yaşam koşulları sağlamak da ülkede yaşayan herkese, bütün topluma yaşadığı, çalıştığı ve okuduğu yerde eşit, nitelikli ve parasız sağlık hizmeti sunmak da mümkün.

Bu sempozyum, yukarıda dile getirilen sorunların ve neden(ler)inin bütün çıplaklığıyla tartışılmasını sağlamak, “çöküşten çıkışı”, “yeniden inşayı” bilimsel bilgiler ışığında ve bilimsel yöntemi kullanarak nasıl gerçekleştirebileceğimizi paylaşabilmek amacıyla düzenlendi. İstanbul Tabip Odası Sağlık Politikaları Komisyonu ile TTB Toplum ve Hekim Dergisi Hakem Kurulu’nun birlikte hazırladığı “Sağlık Sisteminde Çöküş Kamucu-Toplumcu Çıkış” başlıklı sempozyum, 9 Şubat 2025 tarihinde, İstanbul’da 170 kişinin bizzat salona gelerek yüz yüze ve 2.250 kişinin de çevrimiçi katılımıyla gerçekleştirildi.

Gerçekleşen sunumlarda Türkiye’nin sağlık karnesinin üyesi olduğu OECD ülkelerinin oldukça gerisinde olduğu ve yıllar içinde de bu mesafenin daha da arttığı ortaya kondu. Beraberinde, ülke genelinde hekimlik yapabilme koşullarının ortadan kalktığı gerçeği; tıp fakültesi, Sağlık Bakanlığı ve özel hastane örnekleri ile acil servisler, birinci basamak ve işyeri hekimliği ortamlarına yönelik aktarımlarla 20 yıl öncesine göre, belirgin bir şekilde kötüleştiği gözlemlere dayalı olarak paylaşıldı. Benzer bir durumun sağlık sisteminin üç ana başlığında da yaşanmakta olduğu bilimsel bilgilere dayalı olarak aktarıldı.

Sağlıklı bir toplum için öncelikle eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barışın hâkim olduğu, yeterli ve dengeli beslenme, barınma, temiz içme ve kullanma suyu, eğitim ve sağlık hizmetlerinin pozitif yurttaşlık hakkı kapsamında ayrım yapılmadan toplumun bütün üyelerine sağlandığı bir toplumsal yaşantıya olan gereksinim bilimsel bilgi ve tarihsel deneyimler ışığında ortaya kondu.

Öznesinin insan olduğu bir sağlık sisteminde geliştirici, kişiye ve çevreye yönelik koruyucu, ayaktan ve yatarak tedavi edici ile sosyal ve fiziksel esenlendirici sağlık hizmetinin bütüncül bir şekilde bulunması gerekir. Sağlık sisteminin finansmanı genel bütçeden karşılanmalı, hizmet sunumu ile finansmanı birbirinden ayrılmamalıdır. Sağlık hizmetlerinin örgütlenmesi yaşam, çalışma ve eğitim alanlarında kamu mülkiyetinde ve tek bir çatı altında bölgeye ve nüfusa dayalı ve merkez ve yerel dikkate alınarak basamaklı olarak gerçekleştirilmelidir. Sağlık hizmetlerinin sunumu da kamuya ait ve standardize edilmiş sağlık kurumlarında, kamu eliyle; ekibe dayalı ve ekibin katılımıyla, ana dilinde, sürekli, toplum ve yerel yönetimlerin katılımı sağlanarak, kişi ve çevreye yönelik olarak gerçekleştirilmelidir. Özel hastaneler, 1996 yılı öncesindeki gibi hizmet sunumu ve finansmanına tabi olmalıdır. Sağlık emekçilerinin her biri sağlık ekibinin asli üyeleri olarak kabul edilmeli, tek işte ve tam süreli çalışacak şekilde ve emekliliğe de yansıyan yeterli ücretle istihdam edilmelidir.

TTB Haberler, 18 Şubat 2025