çocuk askerlerin kullanımı
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü
12 Haziran 2025 | Bekir Metin | çocuk askerlerin kullanımı
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Gününde ILO Türkiye Ofisinden, tüm paydaşlara taahhütlerini yenileme, seslerini yükseltme ve iş birliklerini güçlendirme çağrısı
YASSER HASSAN, ILO Türkiye Direktörü
Bugün 12 Haziran 2025, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü.
2002 yılında ILO, çocuk işçiliğinin küresel boyutuna dikkat çekmek ve bu sorunu ortadan kaldırmak için gereken eylem ve çabaları gündeme getirmek amacıyla bugünü ilan etti.
On yıl önce, 2015’te Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kabul edildi. Amaç 8 altında yer alan Hedef 8.7, uluslararası topluma şu çağrıda bulunur: “Zorla çalıştırmanın ortadan kaldırılması, modern kölelik ve insan ticaretine son verilmesi ve çocuk askerlerin kullanımı da dahil olmak üzere çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yasaklanması ve ortadan kaldırılması yönünde derhal ve etkili önlemler almak ve 2025 yılına kadar çocuk işçiliğini tüm biçimleriyle sona erdirmek.”
Peki, uluslararası toplum bu hedefe ulaştı mı? Yanıt: Hayır.
ILO-UNICEF’in “Çocuk İşçiliği: 2024 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol” başlıklı raporuna göre, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunmakta, bunların 54 milyonu tehlikeli işlerde çalışmaktadır.
Rapordaki iyi haber ise, verilerin 2020’den bu yana 22 milyondan fazla çocuğun çocuk işçiliğinden çıkarıldığını göstermesi. Bu da 2016–2020 arasındaki endişe verici artışın ardından olumlu bir dönüşü işaret ediyor.
Yani son dört yılda dünya, çocuk işçiliğine son verilmesi yönündeki ilerleme yoluna yeniden girmiştir.
Ancak raporun gözden kaçırılmaması gereken başka önemli mesajları da var:
Tarım sektörü, çocuk işçiliğinin en yoğun görüldüğü alan olmaya devam ediyor ve tüm vakaların %61’ini oluşturuyor. Bunu ev hizmetleri, sokakta satış gibi hizmet sektörü (%27) inşaat, madencilik ve imalat gibi sanayi sektörü (%13) izliyor.
5–11 yaş arası küçük çocuklar arasında çocuk işçiliğiyle mücadelede ilerleme daha yavaş ve dengesiz seyrediyor.
Tehlikeli işler her yaştan çocuk için geçerli.
İlerleme hızlı bir şekilde artırılmazsa, çocuk işçiliğiyle mücadele onlarca yıl daha sürecek. Başka bir deyişle, eğer uluslararası toplum önümüzdeki beş yıl içinde çocuk işçiliğini sona erdirmek istiyorsa, mevcut ilerleme hızının 11 katına çıkarılması gerekiyor.
Hızlanma, burada kilit kavramdır.
Türkiye, son otuz yıldır çocuk işçiliğini azaltmak için iyi bir yasal çerçeve, sağlam politikalar, koordineli çabalar ve uluslararası destekle önemli ilerlemeler kaydetmiştir.
Yasal çerçeve sağlam temellere dayanmaktadır:
Uluslararası Çalışma Standartları doğrultusunda Türkiye, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik 2005–2015 ve 2017–2023 dönemlerini kapsayan iki Ulusal Programı başarıyla tamamladı. Bu programlar, politika önceliklerini belirleyip kurumsal koordinasyonu sağlayarak hassas sektörlere odaklandı.
2024 yılında, Türkiye, çocuk işçiliğiyle mücadelede kararlılığı ve başarıları doğrultusunda SDG Hedef 8.7’ye ulaşmayı hızlandırmaya yönelik küresel ortaklık olan Alliance 8.7 kapsamında “Öncü Ülke” ilan edildi. Bu, Türkiye’nin çocuk işçiliğine son verilmesine yönelik küresel çabalarda daha ileri ve hızlı gitme taahhüdünü bir kez daha ortaya koydu.
2025 yılı, çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaya yönelik küresel çabalar için belirleyici bir dönüm noktası olarak tasarlanmıştı.
ILO, çocuk işçiliğiyle küresel mücadelede çok taraflı bir yaklaşımı benimsemektedir. ILO’nun yürüttüğü Alliance 8.7 Platformu; Türkiye dâhil 31 ülkeyi, 403 işçi ve işveren örgütünü, bölgesel ve uluslararası kuruluşları, akademik kurumları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren küresel bir koalisyondur.
ILO-UNICEF Raporu’nun mesajı açıktır: Sürekli ve yaygın şekilde uygulandığında çocuk işçiliğine son verebilecek politika öncelikleri başarıya giden anahtardır. Ücretsiz ve kaliteli eğitim, okuldan işe geçiş mekanizmaları, çocukları koruyacak yasal düzenlemeler, etkin uygulama ve önleme, sosyal korumanın yaygınlaştırılması bu öncelikler arasındadır. Ayrıca, iş dünyası ve tedarik zincirleriyle de birlikte çalışılması şarttır.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, CAOBISCO (Avrupa Çikolata, Bisküvi ve Şekerleme Sanayi Kuruluşu) ve FERRERO firması ile olan ortaklıklarımız sayesinde ILO Türkiye Ofisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte, mevsimlik tarım işçiliğinde çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak 21 ilde faaliyetler yürütmektedir. Bu çalışmalar ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, belediyeler, özel sektör ve STK’larla yakın iş birliği içinde sürdürülmektedir.
Hedefimiz; politika savunuculuğu, tüm paydaşlar arasında koordinasyon ve iş birliğinin güçlendirilmesi, ulusal ve yerel düzeyde kapasite geliştirme, farkındalık artırma ve doğrudan müdahale yoluyla mevsimlik tarımda çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaktır.
Çalışmaları hızlandırmak ve anlamlı değişim sağlamak için Türkiye, çocuk işçiliğinin temel nedenleriyle mücadele etmelidir. Bu, insana yakışır iş olanaklarının artırılması, sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi ve tüm çocuklar için kaliteli eğitime erişimin sağlanmasıyla mümkündür. Ayrıca, zararlı toplumsal cinsiyet normları ve çocukların savunmasızlığını artıran diğer ayrımcılık biçimlerine de meydan okunmalıdır.
ILO, bu konuda Türkiye’nin ortağı olmaya devam edecektir ve üçlü yapısını oluşturan paydaşlarını desteklemeye kararlıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başlıca stratejik ortağımızdır. İşçi ve işveren örgütleri de teknik kapasiteleri ve üçlü sosyal diyalog mekanizmaları sayesinde bağlayıcı kararların uygulamaya geçirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.
Ayrıca, özel sektör, sivil toplum, akademi ve uluslararası paydaşlarla birlikte, çocuk işçiliğinin temel nedenlerini ortadan kaldıracak doğru politika ve programların tasarlanması ve uygulanmasına yönelik olarak kararlılıkla çalışmaktayız.
2025 raporunun da ortaya koyduğu gibi, çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaya yönelik hedeflenmiş politikalar, daha geniş kalkınma stratejileriyle birlikte ele alınmalıdır. Etkinlik sağlamak için çocuk işçiliğiyle ilgili kaygılar, makroekonomik çerçeveden işgücü piyasası reformlarına ve sektörel stratejilere kadar tüm ekonomik ve sosyal politika planlamalarına sistematik olarak entegre edilmelidir.
Uluslararası toplumun çocuk işçiliğiyle mücadelede kararlılığını yenilemesine paralel olarak Türkiye’de de bu doğrultuda güçlü adımlar atılmıştır: Türkiye’nin Alliance 8.7 Rehber Ülke Yol Haritası, 12. Kalkınma Planı ve 2025–2028 Ulusal İstihdam Stratejisi açıkça çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkinliğinin artırılacağını beyan etmektedir.
Stratejiye göre, 2026 yılında Hane halkı İşgücü Anketi ile birlikte "Çocuk İşgücü Araştırması" planlanmaktadır. Bu araştırma, 2019 yılına ait ulusal verilerin güncellenmesi, çalışan çocukların sosyal, ekonomik ve demografik özelliklerinin daha iyi anlaşılması ve doğru politika müdahalelerinin tasarlanması açısından önemlidir.
Çocuk işçiliğiyle mücadelede yasal çerçeveler, uygulandığı sürece hayati öneme sahiptir.
Kayıt dışılık, çocuk işçiliğiyle mücadelede ortak ve kritik bir sorundur.
Yoksulluk, çocuk işçiliğine yol açan başlıca etkenlerden biridir ve sosyal koruma, bu döngüyü kırmak ve ailelerin direncini artırmak açısından temel araçtır.
Kaliteli eğitime erişim, her zaman çözümün bir parçası olmuştur.
Tüm bu alanlarda da hızlanma yine kilit kavramdır.
Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde ILO Türkiye Ofisi, tüm paydaşlara taahhütlerini yenileme, seslerini yükseltme ve iş birliklerini güçlendirme çağrısı yapmaktadır.
Kaynak: ILO Türkiye Ofisi, Ankara, 12 Haziran 2025
YASSER HASSAN, ILO Türkiye Direktörü
Bugün 12 Haziran 2025, Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü.
2002 yılında ILO, çocuk işçiliğinin küresel boyutuna dikkat çekmek ve bu sorunu ortadan kaldırmak için gereken eylem ve çabaları gündeme getirmek amacıyla bugünü ilan etti.
On yıl önce, 2015’te Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kabul edildi. Amaç 8 altında yer alan Hedef 8.7, uluslararası topluma şu çağrıda bulunur: “Zorla çalıştırmanın ortadan kaldırılması, modern kölelik ve insan ticaretine son verilmesi ve çocuk askerlerin kullanımı da dahil olmak üzere çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yasaklanması ve ortadan kaldırılması yönünde derhal ve etkili önlemler almak ve 2025 yılına kadar çocuk işçiliğini tüm biçimleriyle sona erdirmek.”
Peki, uluslararası toplum bu hedefe ulaştı mı? Yanıt: Hayır.
ILO-UNICEF’in “Çocuk İşçiliği: 2024 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol” başlıklı raporuna göre, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 138 milyon çocuk işçi bulunmakta, bunların 54 milyonu tehlikeli işlerde çalışmaktadır.
Rapordaki iyi haber ise, verilerin 2020’den bu yana 22 milyondan fazla çocuğun çocuk işçiliğinden çıkarıldığını göstermesi. Bu da 2016–2020 arasındaki endişe verici artışın ardından olumlu bir dönüşü işaret ediyor.
Yani son dört yılda dünya, çocuk işçiliğine son verilmesi yönündeki ilerleme yoluna yeniden girmiştir.
Ancak raporun gözden kaçırılmaması gereken başka önemli mesajları da var:
Tarım sektörü, çocuk işçiliğinin en yoğun görüldüğü alan olmaya devam ediyor ve tüm vakaların %61’ini oluşturuyor. Bunu ev hizmetleri, sokakta satış gibi hizmet sektörü (%27) inşaat, madencilik ve imalat gibi sanayi sektörü (%13) izliyor.
5–11 yaş arası küçük çocuklar arasında çocuk işçiliğiyle mücadelede ilerleme daha yavaş ve dengesiz seyrediyor.
Tehlikeli işler her yaştan çocuk için geçerli.
İlerleme hızlı bir şekilde artırılmazsa, çocuk işçiliğiyle mücadele onlarca yıl daha sürecek. Başka bir deyişle, eğer uluslararası toplum önümüzdeki beş yıl içinde çocuk işçiliğini sona erdirmek istiyorsa, mevcut ilerleme hızının 11 katına çıkarılması gerekiyor.
Hızlanma, burada kilit kavramdır.
Türkiye, son otuz yıldır çocuk işçiliğini azaltmak için iyi bir yasal çerçeve, sağlam politikalar, koordineli çabalar ve uluslararası destekle önemli ilerlemeler kaydetmiştir.
Yasal çerçeve sağlam temellere dayanmaktadır:
- Türkiye, 1990 yılında Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeyi onayladı.
- 1992’de ILO’nun Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması Uluslararası Programına (IPEC) katıldı.
- 1998’de ILO’nun Asgari Yaşla İlgili 138 No’lu Sözleşmesini;
- 2001’de ise Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimleriyle İlgili 182 No’lu Sözleşmesini onayladı.
Uluslararası Çalışma Standartları doğrultusunda Türkiye, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik 2005–2015 ve 2017–2023 dönemlerini kapsayan iki Ulusal Programı başarıyla tamamladı. Bu programlar, politika önceliklerini belirleyip kurumsal koordinasyonu sağlayarak hassas sektörlere odaklandı.
2024 yılında, Türkiye, çocuk işçiliğiyle mücadelede kararlılığı ve başarıları doğrultusunda SDG Hedef 8.7’ye ulaşmayı hızlandırmaya yönelik küresel ortaklık olan Alliance 8.7 kapsamında “Öncü Ülke” ilan edildi. Bu, Türkiye’nin çocuk işçiliğine son verilmesine yönelik küresel çabalarda daha ileri ve hızlı gitme taahhüdünü bir kez daha ortaya koydu.
2025 yılı, çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaya yönelik küresel çabalar için belirleyici bir dönüm noktası olarak tasarlanmıştı.
ILO, çocuk işçiliğiyle küresel mücadelede çok taraflı bir yaklaşımı benimsemektedir. ILO’nun yürüttüğü Alliance 8.7 Platformu; Türkiye dâhil 31 ülkeyi, 403 işçi ve işveren örgütünü, bölgesel ve uluslararası kuruluşları, akademik kurumları ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren küresel bir koalisyondur.
ILO-UNICEF Raporu’nun mesajı açıktır: Sürekli ve yaygın şekilde uygulandığında çocuk işçiliğine son verebilecek politika öncelikleri başarıya giden anahtardır. Ücretsiz ve kaliteli eğitim, okuldan işe geçiş mekanizmaları, çocukları koruyacak yasal düzenlemeler, etkin uygulama ve önleme, sosyal korumanın yaygınlaştırılması bu öncelikler arasındadır. Ayrıca, iş dünyası ve tedarik zincirleriyle de birlikte çalışılması şarttır.
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, CAOBISCO (Avrupa Çikolata, Bisküvi ve Şekerleme Sanayi Kuruluşu) ve FERRERO firması ile olan ortaklıklarımız sayesinde ILO Türkiye Ofisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile birlikte, mevsimlik tarım işçiliğinde çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak 21 ilde faaliyetler yürütmektedir. Bu çalışmalar ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, belediyeler, özel sektör ve STK’larla yakın iş birliği içinde sürdürülmektedir.
Hedefimiz; politika savunuculuğu, tüm paydaşlar arasında koordinasyon ve iş birliğinin güçlendirilmesi, ulusal ve yerel düzeyde kapasite geliştirme, farkındalık artırma ve doğrudan müdahale yoluyla mevsimlik tarımda çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaktır.
Çalışmaları hızlandırmak ve anlamlı değişim sağlamak için Türkiye, çocuk işçiliğinin temel nedenleriyle mücadele etmelidir. Bu, insana yakışır iş olanaklarının artırılması, sosyal koruma sistemlerinin güçlendirilmesi ve tüm çocuklar için kaliteli eğitime erişimin sağlanmasıyla mümkündür. Ayrıca, zararlı toplumsal cinsiyet normları ve çocukların savunmasızlığını artıran diğer ayrımcılık biçimlerine de meydan okunmalıdır.
ILO, bu konuda Türkiye’nin ortağı olmaya devam edecektir ve üçlü yapısını oluşturan paydaşlarını desteklemeye kararlıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı başlıca stratejik ortağımızdır. İşçi ve işveren örgütleri de teknik kapasiteleri ve üçlü sosyal diyalog mekanizmaları sayesinde bağlayıcı kararların uygulamaya geçirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır.
Ayrıca, özel sektör, sivil toplum, akademi ve uluslararası paydaşlarla birlikte, çocuk işçiliğinin temel nedenlerini ortadan kaldıracak doğru politika ve programların tasarlanması ve uygulanmasına yönelik olarak kararlılıkla çalışmaktayız.
2025 raporunun da ortaya koyduğu gibi, çocuk işçiliğini ortadan kaldırmaya yönelik hedeflenmiş politikalar, daha geniş kalkınma stratejileriyle birlikte ele alınmalıdır. Etkinlik sağlamak için çocuk işçiliğiyle ilgili kaygılar, makroekonomik çerçeveden işgücü piyasası reformlarına ve sektörel stratejilere kadar tüm ekonomik ve sosyal politika planlamalarına sistematik olarak entegre edilmelidir.
Uluslararası toplumun çocuk işçiliğiyle mücadelede kararlılığını yenilemesine paralel olarak Türkiye’de de bu doğrultuda güçlü adımlar atılmıştır: Türkiye’nin Alliance 8.7 Rehber Ülke Yol Haritası, 12. Kalkınma Planı ve 2025–2028 Ulusal İstihdam Stratejisi açıkça çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkinliğinin artırılacağını beyan etmektedir.
Stratejiye göre, 2026 yılında Hane halkı İşgücü Anketi ile birlikte "Çocuk İşgücü Araştırması" planlanmaktadır. Bu araştırma, 2019 yılına ait ulusal verilerin güncellenmesi, çalışan çocukların sosyal, ekonomik ve demografik özelliklerinin daha iyi anlaşılması ve doğru politika müdahalelerinin tasarlanması açısından önemlidir.
Çocuk işçiliğiyle mücadelede yasal çerçeveler, uygulandığı sürece hayati öneme sahiptir.
Kayıt dışılık, çocuk işçiliğiyle mücadelede ortak ve kritik bir sorundur.
Yoksulluk, çocuk işçiliğine yol açan başlıca etkenlerden biridir ve sosyal koruma, bu döngüyü kırmak ve ailelerin direncini artırmak açısından temel araçtır.
Kaliteli eğitime erişim, her zaman çözümün bir parçası olmuştur.
Tüm bu alanlarda da hızlanma yine kilit kavramdır.
Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde ILO Türkiye Ofisi, tüm paydaşlara taahhütlerini yenileme, seslerini yükseltme ve iş birliklerini güçlendirme çağrısı yapmaktadır.
Kaynak: ILO Türkiye Ofisi, Ankara, 12 Haziran 2025