Her geçen gün hızla gelişen yapay zekâ teknolojilerinin 2026 yılında sağlık alanında büyük bir dönüşüme etki etmesi bekleniyor.
Yayınlanan son uzman raporları, küresel ve ulusal sağlık sektörlerinde yapay zekanın benimsenmesi açısından 2026 yılını, düzenleyici çerçevelerin belirginleştiği ve kurumsal uygulamaların olgunlaştığı kritik bir dönüm noktası olarak işaret ediyor. Önümüzdeki beş yıl içinde, sağlıkta yapay zekâ pazarının mevcut seviyelerden 5 ila 8 kat arasında bir artış göstererek 2030 yılına kadar 110-190 milyar dolar aralığına ulaşması bekleniyor.
Yapay Zekâ ile Büyük Maliyet Tasarrufu
Sağlık ve sigorta sektöründe yapay zekâ teknolojileriyle çözümler sunan Opinion AI Kurucu Ortağı ve CTO’su Burhan İnal, bu büyümenin küresel çaptaki en önemli itici güçlerinden birinin üretken yapay zekâ (GenAI) olacağına dikkat çekti: “Yapılan araştırmalara göre 2026 yılında işletmelerin %80’inden fazlası bu teknolojiyi üretimde kullanmaya başlayacak. Yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte, sektörün yıllık 200-360 milyar dolarlık bir maliyet tasarrufu potansiyeline sahip olduğu öngörülüyor. Bu büyük etki, öncelikle idari süreçlerin otomasyonundan ve maliyetleri azaltan erken tanı sistemlerinden kaynaklanacak. Öte yandan, yapay zekâ şeffaflığı ve güvenini operasyonel hale getiren kuruluşlar, modellerin kullanıcı kabulünde %50’lik bir iyileşme elde edecekken, 2026 sonuna kadar yetersiz risk güvenceleri nedeniyle "Yapay zekâ kaynaklı ölüm" temelli hukuki taleplerin küresel olarak 2.000’i aşacağı uyarısı da sektörün karşı karşıya olduğu yönetişim ihtiyacının altını çiziyor.”
Türkiye’de Özel Sağlık Sektöründe Rekabet Avantajı
Yapay zekâ alanındaki gelişmelerin 2026’da Türkiye’deki sağlık sektörünü de etkileyeceğini ifade eden Burhan İnal, “Türkiye, sağlıkta yapay zekâ pazarının 2030 yılına kadar 1,12 milyar dolara ulaşması ve %45,72'lik bileşik yıllık büyüme oranıyla küresel ortalamayı aşması beklenen bir büyüme yolculuğuna girmiş durumda. Bu patlayıcı büyümenin temelini, özel sağlık kuruluşlarının rekabetçi ve verimlilik odaklı yaklaşımları oluşturuyor.
Özel sağlık sektöründeki benimseme hızı, halihazırda üçüncü basamak hastanelerin %68’inin yapay zekâ destekli tanı sistemlerini kullanıyor olmasından anlaşılmaktadır. Bu yüksek oran, özel hastane gruplarının teknolojiyi yalnızca maliyetleri kısmak için değil, aynı zamanda hasta bakımını ve hizmet kalitesini artırmak için bir araç olarak gördüğünü gösteriyor. Nitekim, erken tanı sistemlerinden elde edilen %22’lik tedavi maliyeti azaltımı gibi rapor edilen yatırım getirileri, özel sektör yatırımcıları için önemli bir teşvik oluşturmaktadır. Yapay zekâ, bazı tesislerde radyologların günlük muayene sayısını 150’den 240’a çıkarmasını sağlarken, ameliyat sürelerinin %28 azalmasına yardımcı olarak somut operasyonel verimlilikler yaratmıştır. Bu performans artışları, özel hastaneler için hasta memnuniyeti ve pazar payı açısından kritik bir rekabet avantajı sağlamaktadır.
Ayrıca, 2026 yılının Türkiye’de düzenleyici netlik getirmesi bekleniyor. Yapay Zekâ Kanun Taslağı’nın 2026 yılı sonuna kadar yasalaşması ve Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2026’da kurulması hedeflenen Yapay Zekâ Onay Birimi, özel sağlık hizmet sağlayıcılarına yüksek riskli tıbbi YZ sistemlerini güvenle dağıtmak için net bir yol haritası sunacaktır. Bu yasal çerçevelerin kesinleşmesi, özel sektörün yapay zekaya yönelik yatırımlarını hızlandırarak, ülkeyi bölgesel bir liderlik konumu için hazırlayacaktır” dedi.
Devrim Değil Dönüşüm,
İnal, bu sürecin bir "devrimden ziyade dönüşüm" olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle noktaladı: “Yapay zekanın, radyologlar ve patologlar dahil sağlık çalışanlarının yerini alması yerine, idari görevlerin %50'sini üstlenerek ve hekimlere haftalık 15-20 saat zaman kazandırarak onları güçlendirmesi beklenmektedir. 2026 yılına kadar güçlü yapay zekâ yönetişim yapıları kuran, işgücü beceri geliştirmeye yatırım yapan ve üretim düzeyinde sistemleri uygulayan özel ve kamu kuruluşları, pazar 2030'a doğru olgunlaşırken orantısız bir değer elde etmek için konumlanacaktır.”