Ana içeriğe geç

Atatürk

Büyük Taarruzun 103. Yılı ve Geleceğimiz…

26 Ağustos 2025  |  Bekir Metin  | 

103. yılında Büyük Taarruz


Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün 26 Ağustos 1922’de sabaha karşı verdiği emirle başlattığı Büyük Taarruz’un 103. yıldönümü. 30 Ağustos Zaferi’ne giden yol Büyük Taarruz’la açıldı.

İşgal ordularına karşı bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra, 26 Ağustos 1922’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Büyük Taarruzu başlattı. Mustafa Kemal, 26 Ağustos sabahı Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile muharebeyi yönetmek üzere Afyonkarahisar sınırlarında kalan Kocatepe’de yerini aldı. Topçu ateşleriyle şafak vakti başlayan harekâtın devamında Türk askeri, sabahın ilk ışıklarıyla hücuma geçip Tınaztepe’yi ele geçirdi ve Belentepe ile Kalecik Sivrisi’nden düşmanı uzaklaştırdı. Türk ordusu, 27 Ağustos sabahı yine bütün cephelerde yeniden taarruza geçti ve aynı gün Afyonkarahisar, 8’inci Tümen tarafından düşman işgalinden kurtarıldı. 28 ve 29 Ağustos’ta başarıyla sürdürülen taarruz, düşmanın 5’inci tümeninin etkisiz kılınmasıyla sonuçlandı. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, taarruzun kısa sürede sonuçlandırılmasında hemfikir oldu. Mustafa Kemal Paşa, 30 Ağustos sabahında Kütahya’nın Altıntaş ilçesine bağlı Zafertepe Çalköy’de birliklere taarruz emrini verdi. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi 30 Ağustos’ta zaferle noktalandı. Büyük Taarruz’un son safhası Türk askeri tarihine Başkomutan Meydan Muharebesi olarak geçti.

Büyük Taarruzun 103. Yılı ve Geleceğimiz…

Türk ordusunun Yunan ordusuna karşı giriştiği genel saldırıyı tanımlayan Büyük Taarruz, Kurtuluş savaşının en önemli aşamasıdır. 21 Ağustos 1922’de taarruz emri verilmiş, 26 Ağustos’ta saldırı başlatılmış, 30 Ağustos Başkumandanlık Meydan Muharebesi’nde Yunan kuvvetleri yenilmiş ve 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’e girmesiyle Büyük Taarruz sonuçlanmıştır.

Saldırının başlayacağı 26 Ağustos gecesini Nazım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı’nda 8. Bap’ta ‘26 Ağustos Gecesi Saatler’ başlığı altında anlatıyor.

26 Ağustos Gecesi Saatler

Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri
Kim bilir onlar ne kadar büyük ne kadar uzundular?

Birçoğunun adını bilmiyordu yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlikten evvel geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu.

Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında birdenbire beş adım sağında onu gördü.

Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu. Paşalar: "Üç" dediler, Sarışın bir kurda benziyordu.

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun basına kadar, eğildi, durdu.

Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.



“Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen bu toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim…

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine bu hasret bizim…”

Sonra.

Sonra, 9 Eylül’de İzmir’e girdik ve Kayserili bir nefer yanan şehrin kızıltısı içinde gelip

öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlaya, Güneyden Kuzeye, Doğudan Batıya,

Türk halkıyla beraber. Seyretti, İzmir rıhtımından Akdeniz’i.”

Destan başladığı gibi biter:

“Türk halkı bağışlasın bizi, onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çoktular;

korkak, cesur, cahil, hakim ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, kitabımızda yalnız onların maceraları vardır…”

Dünyada çok az ulusun Türk Kurtuluş Savaşı kadar kutsal, haklı ve anlamlı bir savaşı ve Mustafa Kemal Atatürk kadar büyük bir lideri olmuştur.

Dağılıp gitmekte olan bir imparatorluktan, işgal altına girmiş bir ulustan, yaşamlarını hiçe sayarak bağımsız bir devlet yaratan kuşağın lideriydi Atatürk.

Büyük Taarruzun 103. Yılında, Dünya’daki değişim rüzgârları, salgın hastalıklar, savaşlar ve ülke yönetim anlayışının güncellenmemesi genç Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. Yılında kartların yeniden karılması gerektiğini ortaya koyuyor.