Ana içeriğe geç

COP31 Antalya

UEA Başkanı Fatih Birol, Antalya’nın COP31 kararıyla tarihe geçebileceğini söyledi… Hedef 2035’e kadar yüzde 35 elektrik

BM İklim Değişikliği Zirvesi COP31, 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Küresel sıcaklık artışını sınırlandırmak ve iklim finansmanını karara bağlamak amacıyla düzenlenen zirveye, BM üyesi 193 ülkeden binlerce delege ve devlet lideri katılacak. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı zirvede müzakere başkanlığını Avustralya üstlenecek.
24 Ağustos 2026  |  Tek Sağlık Haber Ekibi  | 

BM İklim Değişikliği Zirvesi COP31, 9-20 Kasım 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Küresel sıcaklık artışını sınırlandırmak ve iklim finansmanını karara bağlamak amacıyla düzenlenen zirveye, BM üyesi 193 ülkeden binlerce delege ve devlet lideri katılacak. Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yapacağı zirvede müzakere başkanlığını Avustralya üstlenecek.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) ise zirvenin stratejik ortağı konumunda UEA Başkanı Fatih Birol ile hem COP31’deki hazırlık sürecini hem de Hürmüz ekseninde devam eden petrol krizini konuştuk. Fatih Birol, ‘Antalya’da ele alınacak hedef dünyada toplam enerji tüketimindeki yüzde 23 olan elektriğin payını 2035 yılında yüzde 35’e çıkarmak. Bu hedef sağlanırsa yıllarca ‘Antalya Kararı’ olarak anılacak tarihi bir adım atılmış olacak” dedi. Birol, Antalya’daki toplantının çok önemli olduğunu piyasalara, yatırımlara yön vereceğine de dikkat çekti.

COP31’in Türkiye açısından bir tarihi fırsat olduğunu sık sık vurguluyorsunuz. COP31 Başkanı Murat Kurum ile de temas halindesiniz. Kendisiyle bir iki gün önce de bir araya geldiniz. Son görüşmenizde hangi başlıklar öne çıktı ve Antalya zirvesine giden yolda Türkiye’nin önündeki en önemli hazırlık başlıkları nelerdir?

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Murat Kurum ve Avustralya Başbakanı Sayın Albanese ile görüştüm. Sayın Kurum’la çok yakın iş birliği halindeyiz. Türkiye ve Avustralya bu süreçte Uluslararası Enerji Ajansı’nı stratejik ortak olarak belirledi. Bugüne kadar COP zirvelerinin başarısı katılan lider sayısı ve küresel ekonomiye yön verecek somut kararlar alınıp alınmamasıyla ölçülür. Antalya’daki zirve için liderler düzeyinde ciddi bir ilgi var. Bizim çalıştığımız ve birçok ülke tarafından şimdiden kabul gören somut hedef ise şu: Dünyada toplam enerji tüketiminde yüzde 23 olan elektriğin payını 2035 yılında yüzde 35’e çıkarmak. Yani 35’te 35. Bu hedef sağlanırsa tıpkı 2015 Paris Anlaşması gibi yıllarca “Antalya Kararı” olarak anılacak tarihi bir adım atılmış olacak.

Dünyada toplam enerji içerisinde elektriğin payının yüzde 23’ten yüzde 35’e çıkarılması tam olarak ne anlama geliyor, neleri kapsıyor?

Şu an küresel enerjide petrol, doğalgaz ve kömürün yanında elektriğin payı yüzde 23 seviyesinde. Bunu yüzde 35’e çıkarma hedefinin büyük kısmı yenilenebilir enerjiden, bir kısmı nükleer ve doğalgazdan karşılanacak. Bu hamle hem daha temiz bir enerji yapısı sağlayacak hem de ülkelerin dışa bağımlılığını azaltarak enerji arz güvenliğini artıracak.

Antalya’da ‘Enerji Günü’

 Bir yanda temiz ve yenilenebilir enerji hedefleri, diğer yanda jeopolitik krizler nedeniyle öne çıkan enerji güvenliği var. COP31 bu iki hedefi yani iklim mücadelesi ve enerji arz güvenliğini aynı masada buluşturabilir mi?

En çok istediğimiz ve Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Albanese’ nin de mutabık olduğu konu tam olarak bu. Dünyanın gerçeklerinden kopuk bir Antalya zirvesi istemiyoruz. Şu an insanların en büyük baş ağrısı enerji arz güvenliğiyken, iklim mücadelesini bundan bağımsız ele alamazsınız. Elektriğe odaklanmamızın nedeni de bu; kendi elektriğinizi ürettiğinizde dışa bağımlılığınız azalır ve enerji güvenliğiniz pekişir. Bu nedenle COP31 zirvesinin en önemli günlerinden birini Türkiye çok isabetli bir kararla “Enerji Günü” olarak konumlandırıyor.

Anlattıklarınızdan yola çıkarak Antalya’nın, dünyanın geleceği ve enerji perspektifi açısından son derece kritik bir zirve olacağını söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle. Antalya’da ağırlıklı olarak enerji konuşulacak ve şehir, çizilmekte olan yeni dünya enerji haritasında adeta bir pusula rolü üstlenecek. Bunun için hem Türkiye hem de Avustralya çok istekli. Eylülün üçüncü haftasında New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da bu konuyu kapsamlı şekilde gündeme getireceğiz.

Hürmüz krizi, Rusya-Ukrayna savaşı, Çin’in etkisi ve elektrik talebindeki artış düşünüldüğünde, dünya yeni bir enerji jeopolitiği çağına mı girdi?

Dünya enerji haritası sil baştan çiziliyor. 4 yıl önce küresel ekonominin damarı olan iki ana hat vardı: Rusya’dan Avrupa’ya giden doğalgaz boru hatları ve Hürmüz’den Asya ve dünyaya yayılan hat. İkisi de bugün neredeyse sıfırlandı. Bu yüzden dünya enerji haritası yeniden çiziliyor ve herkes ‘ben kendimi nasıl konumlandırırım ülkemi, şirketimi hatta vatandaşımı’ bunun üzerinde çalışıyor. 3-4 yıl içinde enerji yatırımları hızlı bir şekilde artacak. Bu bakımdan Antalya’daki toplantı bence çok önemli, piyasalara, yatırımlara yön verecek. Sadece iklim değil iklimin ötesinde bir şey olacak.

Klima Cihazları Coştu

Küresel enerji sistemindeki en büyük değişim ne olacak? Petrol, kömür, doğalgaz ağırlığının azalması mı, yapay zekâ mı, veri merkezlerinin enerji talebi mi… Yoksa bugüne kadar hiç konuşmadığımız başka bir konu mu?

En büyük değişim elektrik talebindeki muazzam artış olacak. Bu artışı üç ana unsur tetikliyor:

1-Küresel ısınmayla birlikte kullanımı patlayan klima cihazları (örneğin ABD’de evlerin yüzde 90’ında klima varken Nijerya’da yüzde 5, Hindistan’da yüzde 18 civarında ve bu oranlar hızla yükseliyor),

2-Yapay zekâ ve veri merkezleri (orta ölçekli bir yapay zekâ veri merkezi 100 bin nüfuslu bir kasaba kadar elektrik tüketiyor),

3-Çin’in başı çektiği elektrikli araç dönüşümü (çok yakında elektrikli kamyonlar da piyasada ağırlık kazanacak),

Dünyanın “elektriklenmesi” kaçınılmaz bir süreç ve 2035’te yüzde 35 elektrik hedefi ile yola çıkacak. Antalya zirvesi umarım bu sürece ivme kazandıracak. Bu durum petrol ve doğalgaz fakiri ülkeler için bir avantaj sağlarken çevre için de olumlu bir dönüm noktası olacak.

Dünyayı Daha Zor Günler Bekliyor

Hürmüz krizinin başından bu yana dünyanın en çok ciddi bir enerji arz şokuyla karşı karşıya olduğunu söylediniz. Bugün geldiğimiz noktada tabloyu nasıl görüyorsunuz? En kötü geride mi kaldı, yoksa dünya enerji piyasaları açısından hâlâ kritik bir dönemin içinde mi?

Ben hâlâ Hürmüz krizinin yani İran savaşının dünyanın şimdiye kadar karşılaştığı en büyük enerji krizi olduğunu düşünüyorum. Fiyatlara baktığımızda fiyatlar 100 doların biraz altında. Şu anda 93-94 dolar civarında. Çok daha fazla çıkmamasının nedeni de şu: Bu savaş başlamadan önce dünyada ciddi petrol fazlalığı vardı, yani kullanılmayan petrol arzı vardı. Onu eritiyoruz şu anda, sonuna geldik. İkincisi de biz 11 Mart’ta stoklarımızdan büyük bir petrol arzını piyasalara çıkardık. O zaman da açıkladım, 400 milyon varil. Onlar kullanıldı, onların da sonuna geliyoruz. İki tane böyle cepten yediğimiz petrol vardı, onların da sonuna doğru geliyoruz. Eğer kısa süre içerisinde Hürmüz açılmazsa maalesef daha zorlu günler dünyayı bekliyor.

Daha önce çok çarpıcı bir ifadeyle “Hürmüz konusunda vazo kırıldı. Anlaşma sağlansa bile eski haline dönmek mümkün değil” demiştiniz. Bu güvensizlik bundan sonra dünya enerji ticaretini nasıl değiştirecek? Ülkelerin enerji tedarik zincirlerinde ve güzergâhlarında kalıcı bir değişim mi başlıyor?

“Vazo kırıldı” ibaresini kullanmam bundan birkaç ay önceydi. Bu süre zarfında olan gelişmeler bunu tamamıyla teyit ediyor. Şöyle söyleyeyim size: Artık ülkeler, Ortadoğu’daki üretici ülkeler kendi başının çaresine bakıyorlar. Ne yapıyorlar? Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri alternatif petrol boru hatları kurup Hürmüz’ü bypass etmek için çalışmalara başladılar. Zaten vardı daha önceden ufak tefek, onları büyütüyorlar ve artık 4-5 sene içerisinde Hürmüz’e hiç gerek kalmayacak şekilde yeni stratejiler geliştiriyorlar. Irak, Basra’dan gelecek petrolü dünya piyasalarına akıtmak için yeni projelere bakıyor.

Ama bu sadece bölge ülkeleriyle ilgili değil. Mesela Kanada; yıllar boyunca esas ihracat yönü olarak Amerika’yı seçmişti. Şimdi Kanada da Asya’ya yeni petrol hatları kurulup petrol ve doğal gaz ihraç edilecek.

Bir de bazı ülkeler artık Hürmüz Boğazı’nın tehlikeli olduğunu düşündükleri için mesela Japonya, Kore gibi ülkeler petrol ve doğal gazda yeni ticaret partnerleri arıyorlar. Ortadoğu hâlâ çok önemli, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gerçekten çok güzel çalışmalar yapıyorlar ama artık vazo kırıldı.

Ve bununla birlikte birçok ülke de enerji stratejisini değerlendiriyor. Mesela birçok ülke son aylar içerisinde elektrikli arabaları teşvik etmeye başladı, petrole olan bağımlılığımız azalsın diye.

teksaglik-aglar-networks-bm-iklim-degisikligi-konferansi-cop-cop31-antalya-turkiye-uea-baskani-fatih-birol-antalyanin-cop31-kar.png

Foto: Levent Kulu, Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol

Uluslararası Enerji Ajansı son dönemde stratejik petrol rezervlerini devreye sokarak piyasaya çok güçlü müdahalelerde bulundu. Ancak bu rezervler sınırsız değil, siz de söylediniz. Hürmüz sorunu uzarsa dünyanın elinde yeni bir enerji şokunu karşılayabilecek ne kadar stok var?

11 Mart’ta 400 milyon varillik rezervleri piyasaya saldığımız zaman hemen arkasından fiyatlar 20 dolar aşağı gitti, düştü. Bu bizim bugüne kadar tarihte yapmadığımız kadar büyük bir müdahaleydi. Ve bu etkili oldu.

Ama bu bizim rezervlerimizin sadece yüzde 20’siydi, yüzde 80’i hâlâ duruyor. Eğer gerekirse bunu da tekrardan piyasaya sürmekten çekinmeyiz. Ama böyle olsa bile bu da sonsuz değil, cepten yiyoruz. Onun için bir an önce umuyorum Hürmüz Boğazı’nda bir çözüme ulaşılabilir.

ABD Başkanı Trump’ın İran’la ticaret yapan ülkeler, şirketlere yönelik uyarıları ve Hürmüz Boğazı’nı kontrol ettiklerine dair açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Hürmüz’deki durum ve piyasalara etkisi nedir?

Savaştan önce bu aylarda Hürmüz Boğazı’ndan günde 70-80 tanker geçerken, şu anda resmi kaynaklara göre bu sayı tek haneli rakamlara düşmüş durumda. Bazı gemilerin sistemlerini kapatarak gizlice geçmesi söz konusu olsa da genel tablo bu yönde. Hürmüz sadece enerji değil, dünya gübre trafiğinin yüzde 35’inin geçtiği ve tarımda gübreleme sezonuna girildiği bu dönemde tüm küresel ekonomi için kritik bir sınav alanı.

Günümüzde En Önemli Emtia: Güven

Hürmüz krizinin ardından sıklıkla küresel enerji haritasının yeniden çizileceğini söylediniz. Bu yeni haritada hangi ülkeler ve enerji kaynakları önem kazanacak, hangileri kaybedecek?

Şu anda enerji piyasalarında ne var: Petrol var, doğal gaz var, yenilenebilir var, elektrik var, nükleer var... Ama bence şu anda en önemli emtia güven. Yani insanlar güvene bakıyorlar; kiminle ticaret ortaklığı yapabilirim diye.

Mesela geçmişte ben birisinden gaz alacağım; birisi bana 3 liraya satıyor, diğeri 4 liraya satıyor. Normalde 3 liradaki adamdan almam lazım ucuz diye. Ama artık ülkeler şöyle düşünüyor: “Acaba 3 liradan aldığım ülke bunu bana ileride bir jeopolitik silah olarak kullanabilir mi? Bu riskli bir şey mi, değil mi?” Eğer 4 liraya satan daha güvenliyse 4 liraya gidiyor. Yani artık enerji ticaretinde bir “enerji güvenliği primi” diye bir şey doğdu.

O bakımdan Kanada gibi, Norveç gibi, belki Azerbaycan gibi, Nijerya gibi ülkeler yani kimseyle derdi olmayan ülkeler bundan kazançlı bir hâle geliyor.

Teknoloji açısından da daha çok insanlar mümkün olduğu kadar yerli enerjilerini üretiyor. Bu yenilenebilir olabilir, bazı ülkelerde kömür olabilir, bazılarında başka enerji türleri olabilir.

Ama en büyük gelişmeyi elektrikte görüyorum. Elektrik çok hızlı büyüyor. Çünkü insanlar enerjisini daha çok elektriğini; yenilenebilir kullanarak, nükleer kullanarak, gaz kullanarak kendi elektriğini üretip onu satmak istiyorlar. Elektriklenme bayağı hızlı bir şekilde ilerliyor. Bunun için de elektrikli arabalar çok hızlı bir şekilde büyüyor. Yani size şunu söyleyebilirim, bundan 5 yıl önce dünyada satılan arabaların yüzde 5’i elektrikliydi şimdi yüzde 30’a çıktı ve çok hızlı bir şekilde artıyor. Çin önderlik ediyor. Asya’da şimdiye kadar çok önde olan Japon ve Güney Kore otomotiv şirketleri ciddi sıkıntı yaşıyor. Çünkü Çin hem ucuza hem de son teknoloji ile donanmış araçlar satıyor. Almanya’da mesela en büyük otomotiv şirketi de bu yüzden büyük zorluk yaşıyor.

teksaglik-aglar-networks-bm-iklim-degisikligi-konferansi-cop-cop31-antalya-turkiye-uea-baskani-fatih-birol-antalyanin-cop31-kar-1.png

Foto: Levent Kulu, Fatih Birol, geçtiğimiz hafta COP31 Başkanı Murat Kurum ile görüştü.

Enerji Mekik Diplomasisi

UEA Başkanı Fatih Birol, dünyanın enerji alanındaki en önde gelen uzmanları arasında gösteriliyor. TIME dergisi tarafından 2021’in ardından bu yıl da “Dünyanın En Etkili 100 Kişisi” listesine seçilen Birol’un gündeminde, enerji güvenliği ve iklim diplomasisi kapsamında yoğun bir enerji diplomasisi trafiği var. Birol, önümüzdeki üç hafta içinde adeta bir diplomasi maratonuna çıkacak. İlk durağı Londra olacak. Burada İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ile bir araya gelecek olan Birol, ardından IEA’ye yeni katılan Nijerya’ya geçerek Cumhurbaşkanı Bola Tinubu ile temaslarda bulunacak. Birol’un bir sonraki durağı ise Pekin olacak. Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Enerji Bakanları Toplantısı’na katılacak olan Birol, buradan Japonya’ya geçerek Başbakan Sanae Takaiçi ile görüşecek. Yoğun temas trafiğinin son durağı ise Güney Kore olacak. Birol burada Cumhurbaşkanı Lee ile bir araya gelecek. Londra’dan Nijerya’ya, Pekin’den Tokyo ve Güney Kore’ye uzanan bu üst düzey diplomasi trafiğinin ana gündem maddelerini ise küresel enerji güvenliği ve iklim konuları oluşturacak.

Kaynakça

Sefer Levent, Hürriyet Gazetesi, Röportaj, 24 Ağustos 2026

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

Tercihleriniz kaydedildi