Tek Sağlık Yönetişimi: 21. Yüzyılın Yeni Kurumsal Yetkinliği
"Bir problemi oluşturan düşünce biçimiyle o problemi çözemezsiniz." Bu söz çoğunlukla Albert Einstein'a atfedilir. Kimin söylediğinden bağımsız olarak, günümüzün küresel sağlık sorunlarını anlamak için güçlü bir başlangıç noktası sunduğunu düşünüyorum.
Pandemiler, iklim değişikliği, antimikrobiyal direnç, gıda güvenliği, biyolojik çeşitliliğin kaybı, çevresel kirlilik ve giderek karmaşıklaşan afetler… Bu sorunların her biri farklı alanlara ait gibi görünse de aslında aynı sistemin farklı yansımalarıdır.
İşte bu nedenle Birleşmiş Milletler sistemi içinde Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) oluşturduğu Quadripartite işbirliği, yalnızca dört uluslararası kuruluşun koordinasyonu değildir. Bu yapı, insanlığın sorunları çözme biçiminde köklü bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Artık insan sağlığı, hayvan sağlığı, gıda sistemleri ve çevre birbirinden bağımsız yönetilemez. Fakat burada çoğu zaman gözden kaçan çok daha kritik bir soru bulunuyor.
Bu alanları birlikte kim yönetecek?
Bilim Gelişiyor; Peki Kurumlarımız Aynı Hızda Dönüşüyor mu?
Yaklaşık yirmi yıldır sağlık sistemlerinin yeniden yapılandırılması, değişim yönetimi, kalite geliştirme, kamu yönetişimi ve kurumsal dönüşüm süreçlerinde görev alma fırsatı buldum. Bu süreçte beni en çok düşündüren konu, teknik kapasite eksikliği olmadı. Aksine, çoğu zaman çok başarılı bilim insanları, güçlü kamu kurumları, yetkin üniversiteler, deneyimli özel sektör temsilcileri ve yüksek motivasyona sahip sivil toplum kuruluşlarının aynı masada bulunmasına rağmen beklenen etkinin ortaya çıkmadığını gördüm. Zamanla bunun nedenini anlamaya başladım. İnsanların ve kurumların birlikte hareket edebilme kapasitesinin sınırlarını esnetecek iyi yönetişim ve değişim yönetimi gibi yeni yönetim araçlarına yönelik beklentinin henüz karşılanamamış olmasıydı. Başka bir ifadeyle tamamlayıcı güç bilim değil, iyi yönetişim ve değişim yönetimiydi.
Tek Sağlık Yaklaşımının Başarısı Bilimsel Olduğu Kadar Kurumsal Bir Mesele midir?
Tek sağlık çoğu zaman disiplinler arası bir sağlık yaklaşımı olarak tanımlanıyor. Bu tanım doğru; ancak biraz daha güçlendirilmesi gerekiyor. Çünkü tek sağlık, doğası gereği disiplinler arası bir yönetim modelidir. Bir veteriner hekimin bilgi birikimi ile bir enfeksiyon hastalıkları uzmanının deneyimi, bir çevre bilimcisinin gözlemleri ile bir tarım ekonomistinin analizleri, bir girişimcinin teknolojik çözümü ile bir kamu yöneticisinin politika geliştirme kapasitesi aynı değeri üretmeyebilir. Gerçek değer, bu farklı bakış açıları arasında güvene dayalı, sürekli ve ortak amaçlara yönelen bir iş birliği köprüsünü kurulabildiğinde ortaya çıkar. İşte bu noktada ben One Health Governance (Tek Sağlık Yönetişimi) kavramının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla konuşulacağına inanıyorum. Çünkü geleceğin rekabeti artık yalnızca bilgi üretme yarışı olmayacak. Bilgiyi etkileşimli bir şekilde sinerji üretmesine imkân sağlayan bir yapıda yönetme yarışı olacak.
One Health Governance Nedir?
Bana göre One Health Governance, insan, hayvan, çevre ve gıda sistemlerini ilgilendiren kararların; bilimsel kanıt, etik ilkeler, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik ve uzun vadeli sürdürülebilirlik temelinde birlikte tasarlanmasını sağlayan yönetişim kapasitesidir. Bu yaklaşım yalnızca koordinasyonu ifade etmez; ortak aklı oluşturmayı ifade eder. Yalnızca kurumlar arası iletişimi değil, kurumlar arası güveni ifade eder. Yalnızca proje yönetimini değil, ortak bir gelecek inşasını ve yönetimini ifade eder.
İyi Yönetişim Neden Tek Sağlığın Görünmeyen Altyapısıdır?
Politika belgeleri hazırlanabilir.
Kanunlar çıkarılabilir.
Ulusal stratejiler oluşturulabilir.
Uluslararası projeler yürütülebilir.
Ancak bunların hiçbiri tek başına başarıyı garanti etmez.
Başarı; farklı kurumların aynı hedefe inanmasına, kaynaklarını paylaşmasına, ortak sorumluluk üstlenmesine ve uzun vadeli işbirliği kültürü geliştirmesine bağlıdır. İşte bu nedenle iyi yönetişim, tek sağlık projelerinin son aşamasında düşünülecek bir unsur değil; daha ilk tasarım aşamasında yer alması gereken temel mimaridir.
İşbirliği İçin Güçlü Bir Fırsat
Türkiye, sağlık reformları, afet yönetimi, veterinerlik altyapısı, tarım kapasitesi ve kamu yönetimi tecrübesi sayesinde tek sağlık alanında önemli bir potansiyele sahiptir. Bununla birlikte önümüzde yeni bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ihtiyaç tek sağlık profesyonellerinin birlikte değer üretebildiği yönetişim mekanizmalarını güçlendirecek bir ekosistem mimarisi oluşturmaktır.
Bugün politika yapım süreçlerinden mevzuat geliştirmeye, araştırma fonlarından uluslararası ortaklıklara kadar uzanan her alanda One Health Governance yaklaşımını benimseyebilirsek, yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte de örnek gösterilen bir model geliştirebiliriz.
İyi Yönetişim Bir Kültürdür!
Bu noktada ülkemizde uzun yıllardır iyi yönetişim kültürünün gelişmesi için çalışan Argüden Governance Academy'nin katkılarının benim için özel bir yere sahip olduğunun da altını çizmek istiyorum.
Akademinin; etik değerlere bağlılık, katılımcılık, şeffaflık, hesap verebilirlik, kapsayıcılık ve gelecek kuşaklar için değer üretme anlayışı, yalnızca kurumsal yönetim açısından değil, ‘Tek Sağlık’ gibi çok paydaşlı dönüşüm programları için de güçlü bir referans çerçevesi sunmaktadır. Bu değerli yaklaşımın ülkemizde yaygınlaşmasına öncülük eden Dr. Yılmaz Argüden'e düşünsel katkıları ve ilham veren liderliği için içten teşekkür ederim.
Aynı şekilde, One Health yaklaşımını küresel bir işbirliği modeline dönüştüren FAO, UNEP, WHO ve WOAH'ın ortak vizyonu da yalnızca uluslararası koordinasyonun değil; ortak sorumluluk anlayışının güçlü bir ifadesidir. Gezegenimizin, toplumlarımızın ve gelecek nesillerin daha sağlıklı ve daha sürdürülebilir bir geleceğe ulaşması için ortaya koydukları bu vizyon ve liderlik dolayısıyla kendilerine de teşekkür borçlu olduğumuzu düşünüyorum.
Geleceğin Yetkinliği
Yakın gelecekte ülkeler yalnızca sağlık sistemlerinin gücüyle değil, farklı kurumlarını birlikte çalıştırabilme kapasitesiyle de değerlendirilecek. Belki de geleceğin en kritik kurumsal yetkinliği, One Health Governance olacaktır. Çünkü geleceği değiştirenler yalnızca yeni bilgiler üretenler değildir; o bilgiyi güvene, iş birliğine ve ortak etkiye dönüştürebilenlerdir.
Ve belki de 21. yüzyılın en büyük liderlik sorusu artık şudur:
İnsan, hayvan, çevre ve gıda sistemlerini birlikte düşünmeyi öğrendik. Peki, onları birlikte yönetmeyi de öğrenebilecek miyiz?
Kaynakça
Yener Gül, Ankara, 9 Temmuz 2026
-
Geleceği Sağlıkla Dönüştürmek Mümkün mü?
Bütüncül Sağlık anlayışı · 31 Mayıs 2026
DSÖ (WHO)
GTÖ (FAO)
UNEP
DHSÖ (WOAH)