Eternal Utopia vs. Persistent Utopia
Küçük Asya'da yaklaşık üç yıl süren Kurtuluş Savaşı'nın ardından bağımsız bir cumhuriyet kuran Türkiye, bugün farklı bir tarihsel kırılma noktasında bulunmaktadır. Cumhuriyetin kurucu felsefesini aşındırdığı ileri sürülen ve yaygın olarak "siyasal İslam" olarak tanımlanan ideolojik yönelim, yalnızca iç siyasetin değil, aynı zamanda küresel güç mücadelelerinin de bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu yaklaşım, İslam dünyasını belirli eksenlerde yeniden şekillendiren uluslararası stratejilerle ilişkilendirildiğinde, Türkiye'nin ulusal kimliği ve devlet geleneği üzerinde dönüştürücü etkiler doğurmaktadır.
Bu süreçte toplum, geçmişin aydınlanma ve sanayi devrimi öncesine ait idealleştirilmiş tasavvurlarına yönelmiş; kendi tarihsel tecrübesini, kültürel birikimini ve modernleşme mirasını yeterince sorgulayamayan bir zihinsel atmosfer içine sürüklenmiştir. Bu durum, "Eternal Utopia" olarak adlandırılabilecek, zamanın dışında donmuş bir ütopya anlayışını ifade etmektedir. Böyle bir zihinsel çerçeve, yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal krizleri görünmez kılarken, toplumun kendi distopik gerçekliğini fark etmesini de zorlaştırmaktadır.
Geçim kaygısıyla meşgul edilen, dinsel söylemlerle siyasal mobilizasyona yönlendirilen geniş kitleler; gelecek umutlarını ise giderek ülke dışında arayan genç bir nüfus bırakmaktadır. Bu tablo, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyolojik ve kültürel bir çözülmeye de işaret etmektedir.
Bölgesel güvenlik mimarisinde yaşanan değişimler de bu dönüşümden bağımsız değildir. Yunanistan ile İsrail arasında Ege üzerinde gerçekleştirilen ortak askerî faaliyetler, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerinin yeniden şekillendiğini göstermektedir. NATO'nun değişen güvenlik yaklaşımı, ABD'nin küresel stratejik öncelikleri ve bölgesel ittifakların yeniden tanımlanması, Türkiye açısından yeni jeopolitik riskler doğurmaktadır.
Bu çerçevede Kıbrıs meselesi, yalnızca ada ile sınırlı bir sorun olarak değerlendirilemez. Suriye, Lübnan, Irak'ın kuzeyi, Kerkük ve Musul gibi başlıklarla birlikte ele alınması gereken daha geniş bir güvenlik denklemine dâhildir. Doğu Akdeniz'de oluşan yeni stratejik ortam, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin uluslararası güvenlik politikaları içindeki konumunu farklılaştırırken, ilerleyen dönemde Türkiye'nin garantörlük statüsünün uluslararası platformlarda yeniden tartışmaya açılması ihtimalini de beraberinde getirebilir.
Buna rağmen, iç siyasette tarihsel semboller ve ideolojik söylemler üzerinden yürütülen tartışmaların, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu jeopolitik dönüşümleri gölgede bıraktığı görülmektedir. Kamuoyunun dikkatini iç politik kutuplaşmalara yönelten bu söylemler, uzun vadeli stratejik meselelerin yeterince tartışılamamasına neden olmaktadır.
Sonuç olarak, Pax Americana olarak tanımlanan uluslararası düzen anlayışı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık ilkeleri arasında önemli gerilim alanları bulunduğu ileri sürülebilir. Türkiye'nin tarihsel misyonunu yeniden tanımlayabilmesi; askerî yayılmacılığa değil, ulusal egemenlik, bölgesel iş birliği ve "Yurtta Barış, Dünyada Barış" ilkesine dayanan, kendi tarihsel ve diplomatik birikiminden beslenen bir Pax Turcica vizyonu geliştirebilmesine bağlıdır. Bu ise geçmişe sığınan Eternal Utopia ile değil; tarihsel gerçeklikten beslenen, süreklilik ve kurumsal aklı esas alan bir Persistent Utopia anlayışıyla mümkün olabilir.
Kaynakça
Prof. Dr. Mahmut Can Yağmurdur, Ankara, 8 Temmuz 2026
Notlar/Diğer
Editör Notu:
Eternal Utopia veya Türkçe adıyla "Ebedi Ütopya", genellikle herkesin mutlu, huzurlu ve kusursuz bir dünyada yaşadığı hayali bir yeri veya durumu anlatır. Bu kavram, mükemmel bir toplum düşü olan "ütopya" fikrinin sonsuza dek sürmesi arzusunu ifade eder.
Persistent Utopia, Türkçe anlamıyla "Kalıcı Ütopya" veya "Sürekli Ütopya" demektir. Bu ifade, hayal edilen mükemmel ve kusursuz bir düzenin geçici değil, kalıcı ve sürekli bir şekilde var olmaya devam etmesini ifade eder.
Pax Americana, II. Dünya Savaşı'nın ardından 1945'ten günümüze kadar Batı dünyasında süregelen ve Birleşik Devletler'in dünyanın en büyük askeri ve diplomatik gücü olduğu döneme rastlayan görece barış dönemini tanımlamak için kullanılan terim.
Latince "Türk Barışı" anlamına gelen Pax Turcica, Orta Asya'dan Akdeniz'e kadar uzanan coğrafyada Türk devletlerinin sağladığı istikrarı ifade eder. İskitler, Göktürkler ve Hazarlar döneminde İpek Yolu'nda güvenliği ve ticareti sağlayan süreci, geniş anlamda ise Pax Ottomana (Osmanlı Barışı) kavramını tanımlamak için kullanılır.
-
Üniversite Kavramı-I. - University Concept I.
Güncel Haber · 6 Şubat 2020
-
Üniversite Kavramı-II., University Concept-II
Güncel Haber · 20 Nisan 2020
-
Üniversite Kavramı-III
Güncel Haber · 4 Ekim 2020
DSÖ (WHO)
GTÖ (FAO)
UNEP
DHSÖ (WOAH)