Tek Sağlık Yaklaşımı Çerçevesinde TÜBİTAK MAM’ ın İleri Teknoloji Çevre Bilimi Çalışmaları
İçinde bulunduğumuz yüzyılda küresel ölçekte derinleşen iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve endüstriyel kirlilik baskısı; kamu sağlığının yalnızca hastane sınırları içerisinde korunamayacağını açıkça göstermektedir. Endüstri devriminden bu yana süregelen doğrusal ekonomi modelleri, sınırlı doğal kaynakların hızla tükenmesine, endüstriyel emisyonların kritik eşikleri aşmasına ve karasal ekosistemlerin taşıma kapasitesinin zorlanmasına yol açmıştır.
Türkiye’nin sanayileşme dinamikleri ve coğrafi konumu, Akdeniz Havzası'ndaki iklim kırılganlığı ile birleştiğinde, çevresel koruma ile ekonomik büyüme arasındaki dengenin bilimsel temellere oturtulmasını zorunlu kılmaktadır. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrılamaz bir bütün olduğunu savunan tek sağlık yaklaşımı; geleneksel sağlık politikalarını aşarak çevre yönetimi, gıda güvenliği ve uluslararası güvenlik politikalarının merkezine yerleşmiştir.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Araştırma Merkezi (TÜBİTAK MAM), sahip olduğu ileri araştırma altyapısı, yetkin insan kaynağı ve saha izleme kabiliyetiyle bu bütüncül sağlık mimarisinin çevresel ve teknolojik zeminini inşa eden en stratejik kamu kurumlarından biri konumundadır. Merkez bünyesinde yürütülen temiz üretim, ileri arıtma teknolojileri, döngüsel ekonomi ve su havzaları izleme çalışmaları; bir yandan sanayinin çevresel yükünü azaltırken diğer yandan ulusal ve uluslararası ölçekte halk sağlığını koruyan güçlü bir erken uyarı ve biyogüvenlik mekanizması sunmaktadır. TÜBİTAK MAM, kurulduğu 1972 yılından itibaren Türkiye’nin uygulamalı araştırma ve teknoloji geliştirme ekosisteminin öncüsü olmuştur. Enstitü bünyesinde şekillenen Çevre ve Temiz Üretim Enstitüsü, sanayinin çevresel performansını artırmak, kaynak verimliliğini sağlamak, ulusal su ve deniz havzalarını izlemek ve çevre mevzuatının teknik altyapısını kurmak amacıyla kurulmuştur.
TÜBİTAK MAM’ ın temiz üretim ve verimlilik odağında yürüttüğü çalışmalar, kirliliğin ortaya çıktıktan sonra temizlenmesi yerine doğrudan kaynağında önlenmesini hedeflemektedir. Tekstil, kimya, deri ve gıda gibi yoğun su ve hammadde tüketen öncelikli sektörlerde uygulanan temiz üretim denetimleri, enerji ve su kullanımını en aza indiren süreç iyileştirmelerini hayata geçirmektedir. Bu doğrultuda yürütülen yaşam döngü değerlendirme faaliyetleri ve kurulan veri tabanı altyapısı, sanayimizin Avrupa Birliği yeşil mutabakatı ve sınırda karbon düzenleme mekanizması gibi uluslararası normlara uyum sağlamasını kolaylaştırmaktadır. Kirlilik yükü henüz fabrikadayken bertaraf edilen veya döngüsel ekonomi ilkeleriyle yeniden üretime kazandırılan her atık; toprağa, yer altı sularına ve tarımsal alanlara sızabilecek zehirli bileşenlerin önünü keserek tek sağlık yaklaşımının çevre sağlığı ayağını doğrudan güvenceye almaktadır.
Su kaynaklarının korunması, şehir ve endüstriyel atıksularının ileri teknolojilerle geri kazanılması, enstitünün toplum sağlığına sunduğu en somut kazanımlardan biridir. Sanayiden kaynaklanan zehirli ve biyolojik yollarla ayrışması güç atıksuların arıtılmasında kullanılan membran sistemleri, ileri teknolojik yöntemler; arıtılmış suyun neredeyse kayıpsız biçimde yeniden kullanılmasını sağlamaktadır. Neticede bir yandan aşırı su çekimi nedeniyle tükenen yer altı akiferlerini korurken diğer yandan kimyasal ve biyolojik kirleticilerin sulama sularına karışmasını önlemektedir. Arıtma tesislerinde biriken çamurların biyogaza ve organik kaynaklara dönüştürülmesi ise atık sahalarından kaynaklanabilecek sızıntı sularının ve sera gazı salımlarının önüne geçerek çevre ve toplum sağlığı arasındaki kırılgan dengeyi tahkim etmektedir.
TÜBİTAK’ın yerli araştırma gemisi R/V TÜBİTAK MARMARA ve akredite laboratuvarları vasıtasıyla Türkiye’nin tüm denizlerinde ve akarsu havzalarında yürüttüğü bütüncül kirlilik izleme programları, ekosistem sağlığı akabinde eşsiz bir bilimsel veri tabanı üretmektedir. Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerimizde düzenli olarak toplanan fiziksel, kimyasal ve biyolojik veriler; ötrofikasyon, aşırı alg patlamaları ve müsilaj gibi ekolojik faktörlerin asıl nedenlerini ortaya koymaktadır. Ayrıca deniz ve tatlı su ekosistemlerinde biriken kalıcı organik kirleticiler, ağır metaller ve mikro plastikler, besin zincirinin en üst basamağındaki insanlara kadar etki edebilen ciddi sağlık tehditleridir. MAM araştırmacılarının gerçekleştirdiği ileri kromatografik ve eko toksikolojik analizler, su ürünleri güvenliğini güvence altına almakta; böylece deniz kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki dolaylı zararlarını önceden tespit eden bir kalkana dönüşmektedir.
Bu çevresel yetkinliklerin tek sağlık politikalarıyla kesiştiği en kritik alanlardan biri, atıksu tabanlı hastalık ve salgın izleme çalışmalarıdır. COVID-19 küresel salgını döneminde Türkiye genelindeki seksen bir ilde kentsel atıksu arıtma tesislerinden alınan numuneler üzerinde yürütülen viral yük takibi ve genetik haritalama çalışmaları, toplumdaki bulaşma dinamiklerini klinik vaka artışlarından yaklaşık bir ila iki hafta önce tespit edebilmiştir. Bireylerin hastaneye başvurmasını beklemeden, asemptomatik vakaları da içeren kentsel ölçekteki bu izleme modeli; sağlık bürokrasisine salgın dalgalarına karşı önceden önlem alma ve kaynakları doğru yönlendirme imkânı sağlamıştır. Atıksu tabanlı bu sürveyans altyapısı, günümüzde çocuk felci, maymun çiçeği, yeni ortaya çıkan viral tehditler ve hatta madde bağımlılığı eğilimlerinin şehir bazında izlenmesinde kalıcı ve düşük maliyetli bir halk sağlığı aracına dönüşmüştür.
Küresel ölçekte en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul edilen antimikrobiyal direnç, bakterilerin antibiyotiklere karşı bağışıklık kazanması, konusunda da TÜBİTAK MAM’ın su arıtma ve çevre teknolojileri hayati bir işlev görmektedir. Şehir ve hastane atıksularıyla alıcı ortamlara taşınan antibiyotik kalıntıları ile dirençli bakteri genleri, standart arıtma tesislerinde tamamen yok edilemediğinde tarımsal sulama yoluyla besin zincirine ve doğrudan insanlara geri dönmektedir.
Uluslararası ilişkiler ve küresel diplomasi penceresinden bakıldığında sınır aşan suların yönetimi, deniz kirliliği ile mücadele ve küresel salgın riskleri doğrudan uluslararası güvenliğin ve çok taraflı diplomasinin temel çalışma alanlarıdır. Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Çevre Programı ve Gıda ve Tarım Örgütü’nün ortaklaşa benimsediği Tek Sağlık Eylem Planı, devletleri sınır aşan çevre ve sağlık tehditlerine karşı ortak veri üretmeye ve şeffaf bir koordinasyona çağırmaktadır. TÜBİTAK MAM’ın ürettiği tarafsız, akredite ve yüksek kaliteli çevre verileri; Türkiye’nin Barselona ve Bükreş Sözleşmeleri gibi uluslararası çevre antlaşmalarındaki taahhütlerini yerine getirmesini sağlamakta, sınır aşan nehir havzalarındaki haklarını bilimsel kanıtlarla savunmasına güç katmakta ve ülkeyi küresel sağlık diplomasisinde güvenilir bir bölgesel aktör haline getirmektedir.
TÜBİTAK’ın temiz üretim, ileri su teknolojileri ve ekosistem izleme alanındaki yetkinlikleri, halk sağlığının ve biyogüvenliğimizin ilk savunma hattı olarak görülmektedir. Erken uyarı sağlayan atıksu analizlerinden sanayide suyun döngüsel kullanımına, deniz kaynaklı besin güvenliğinden dirençli patojenlerin engellenmesine kadar uzanan bu çalışmalar, tek sağlık yaklaşımını çok disiplinli bir karar destek sistemine dönüştürmektedir. Türkiye’nin sağlık uzmanları, diplomatları, akademisyenleri ve karar vericileri için bu bilimsel altyapı; geleceğin öngörülemez salgınlarına, çevresel krizlerine ve küresel jeopolitik baskılarına karşı bilimsel ve teknolojik temelde en sağlam dayanak noktalarından birini oluşturmaktadır.
Kaynakça
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi İklim, Çevre ve Yaşam Bilimleri Başkan Yardımcılığı Projeleri ve Çalışma Alanları Portalı: https://mam.tubitak.gov.tr/iklim/iklim-ve-yasam-bilimleri-projeleri/
TÜBİTAK MAM R/V TÜBİTAK MARMARA Araştırma Gemisi ve Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Çalışmaları: https://mam.tubitak.gov.tr/iklim/deniz-arastirmalari-ve-teknolojileri/
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı & TÜBİTAK MAM İş Birliği (2023-2025 Dönemi Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Programı): https://mam.tubitak.gov.tr/2023-2025-donemi-denizlerde-butunlesik-kirlilik-izleme-programi-basliyor-2/
Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği ile Gıda ve Beslenme Çalışma Grupları Tek Sağlık Eserleri: https://tuba.gov.tr/tr/haberler/akademiden-haberler/tubadan-tek-saglik-yaklasimina-iki-kapsamli-eser
TÜBİTAK Bilim Genç Tek Sağlık Yaklaşımı ve Ekosistem Sağlığı Çerçevesi: https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/tek-saglik-nedir
Gürsoy Haksevenler, B. H., & Ayaz, S. (2021). Noktasal ve yayılı kirletici kaynaklarının yüzeysel su kalitesi üzerinde etkisi, Alaşehir Çayı alt havzası örneği. Gümüşhane Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 11(4), 1258-1268: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1586455
Davarcıoğlu, B. (2017). Sanayide İklim Değişikliğine Uyum ve Eko-Verimlilik (Temiz Üretim) Uygulamaları. DergiPark Akademik Yayınları: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/581907
TÜBİTAK COVID-19 ve Türkiye Geneli Kentsel Atıksularda Viral Patojen İzleme Portalı: https://covid19.tubitak.gov.tr/covid-19/
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü Ulusal Su Verimliliği Seferberliği ve Havza Koruma Eylem Planları: https://www.tarimorman.gov.tr/SYGM
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), UNEP, FAO ve WOAH Dörtlü İttifakı (2022). One Health Joint Plan of Action (2022–2026): Working together for the health of humans, animals, plants and the environment. Cenevre: World Health Organization. https://www.who.int/health-topics/one-health
Notlar/Diğer
Kadir Erdem Tuğrul, 24 Ağustos 2026, Ankara
-
Türkiye ve Avrupa Yükseköğretiminde Sayısal Bilimlerin Yükselişi ve 2026 Vizyonu
bilgi toplumu · 1 Ocak 2026
-
Sağlık Diplomasisi ve Uluslararası İlişkiler
Sağlık diplomasisi · 19 Ocak 2026
-
Yapay Zekanın Sektörel Dağılıma Etkisi Üzerine Analiz
yapay zeka · 15 Şubat 2026
DSÖ (WHO)
GTÖ (FAO)
UNEP
DHSÖ (WOAH)