Ana içeriğe geç

Tek Sağlık

Tek Sağlık Penceresinden “Dünya Zoonozlar Günü” ve Doğru Bilginin Sürdürülebilirliği…

İnsanlık tarihinde ilk defa ve tam 141 yıl önce bugün (6 Temmuz 1885’te) büyük bilim insanı Louis Pasteur (27 Aralık 1822-28 Eylül 1895) olağanüstü bir gelişmeye imza attı; uzun deneysel çalışmaları sonucunda geliştirmiş olduğu kuduz aşısını hasta insana uyguladı. O tarihte kuduz bir köpek tarafından ısırılmış olan 9 yaşındaki çocuk (Joseph Meister) Louis Pasteur ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilmiş olan ‘‘kuduz aşısı” ilk defa insana uygulanmıştır. İnsanlık için büyük bir başarı olan bu çalışma, hem insan ve hayvan sağlığı açısından ve hem bilim tarihinde bıraktığı olumlu izler bakımından son derece yaşamsal önemdedir. Bu bilimsel gelişmenin farkındalığı, sağlık ve sosyokültürel etkilerinin bir yansıması olarak yaklaşık son yirmi yıldır dünyada “6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günü” olarak önem kazanmış ve bir başarının kutlanması olarak devam etmektedir.
6 Temmuz 2026  |  Rüştü Taştan PhD  | 

Bu yazı “Zoonotik tehditler farkındalık bilincime” ve zoonozlar, Halk Sağlığı ile Tek Sağlık bağlantısallığını öğrenmeme esin kaynağı olan, akademik öğreti ve çalışmalarıyla 21. yüzyılda Tek Sağlık Düşüncesi savunucusu olmamı sağlayan ve 23 Şubat 2023’te aramızdan ayrılan, doktora hocam, merhum Prof. Dr. Nejat AYDIN’ın aziz hatırasına adanmıştır.

İnsanlık tarihinde ilk defa ve tam 141 yıl önce bugün (6 Temmuz 1885’te) büyük bilim insanı Louis Pasteur (27 Aralık 1822-28 Eylül 1895) olağanüstü bir gelişmeye imza attı; uzun deneysel çalışmaları sonucunda geliştirmiş olduğu kuduz aşısını hasta insana uyguladı. O tarihte kuduz bir köpek tarafından ısırılmış olan 9 yaşındaki çocuk (Joseph Meister) Louis Pasteur ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilmiş olan ‘‘kuduz aşısı” ilk defa insana uygulanmıştır (1).  İnsanlık için büyük bir başarı olan bu çalışma, hem insan ve hayvan sağlığı açısından ve hem bilim tarihinde bıraktığı olumlu izler bakımından son derece yaşamsal önemdedir. Bu bilimsel gelişmenin farkındalığı, sağlık ve sosyokültürel etkilerinin bir yansıması olarak yaklaşık son yirmi yıldır dünyada “6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günü” olarak önem kazanmış ve bir başarının kutlanması olarak devam etmektedir (2).

Evet, bugün 6 Temmuz 2026; Dünya Zoonozlar Günü (DZG) veya İngilizce adıyla World Zoonoses Day (WZD). Son yıllarda, -özellikle son 20 yılda- basın ve iletişim ortamları sayesinde kamuoyunda DZG ile ilgili farkındalık yaratmak, “süregelen zoonotik riskler ve zoonotik hastalıkların sağlık üzerine etkileri” hakkında toplumda önleyici ve sürdürülebilir, işlevsel koruma ve korunma bilinci oluşturmak amacıyla her yıl 6 Temmuz dünyada ve Türkiye’de mesleki, bilimsel çeşitli etkinliklerle DZG olarak kutlanılmaktadır.

Kutlamalar iki büyük bilimsel ve sosyokültürel amaca hizmet etmektedir: Birincisi, insanlık tarihi kadar eski olan kuduz hastalığı gibi son derece zararlı ve ölümcül zoonotik sağlık tehdidini önlemenin ve “bağışıklamayla veya aşılamayla korunmanın” yolunu açan, insan ve hayvan sağlığını korumayı öğreten duayen bilim insanı Louis Pasteur’ü anmak, insanlığın ona olan minnettarlığını, şükran duygularını vurgulamak, ona teşekkür etmektir.  İkincisi, son yarım yüzyılda karşılaştığımız ve daha önce hiç bilinmeyen veya daha önceleri tanımlanmamış yeni “yeniçıkan patojenlerin” primer etken olduğu yeniçıkan enfeksiyonların ve/veya yeniçıkan zoonotik hastalıkların sosyoekonomik etkileri ve olası sonuçları, hastalık yükleri hakkında bilinçlenme ve toplumda, eğitim kurumlarında farkındalık oluşturma, olası süregelen salgınlara veya çevresel sağlık tehditlerine karşı yeni çözüm yol ve yöntemleri aramak veya tartışmaktır (3).

Bu yazı, 6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günü farkındalık etkinliklerinin önemini tarihsel bağlam içinde değerlendirmek ve Tek Sağlık Düşüncesiyle olan yakın ilişkisini gündeme getirmek, bu konulardaki doğru bilginin önemine, sürdürülebilirliğine ve toplumsal faydasına dikkat çekmek, Tek Sağlık Düşüncesinin stratejik önemini vurgulamak amacıyla hazırlanmıştır.

Tarihsel Bağlam İçinde Zoonozlar veya Süregelen Zoonotik Hastalık Tehditleri

Zoonozlar veya zoonotik hastalıklar insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, bilimsel tanımlanması ve sağlığı çok yönlü tehdit potansiyelleri yaklaşık 200 yıldır bilinmekte ve tıp literatüründeki yerini korumaktadır. Özellikle ‘Antroposenik’ tehditlerin belirgin olduğu son yarım yüzyılda bu çok yönlü sağlık sorunları, mikrobiyal tehditler oldukça baskın hale gelmiştir. Zoonotik enfeksiyonların meydana gelmesini hazırlayan faktörler olarak bilinen iklim değişikliği ve ondan kaynaklan iklimsel afetler, küresel ölçekli insan hareketliliği, aşırı kentleşme, ekolojik bozulmalar, çevre kirliliği, biyoçeşitliliğin azalması, yanlış arazi kullanımı, ormansızlaştırma gibi nedenler patojenlerin ve/veya patojenleri taşıyan “vektörlerin”, vektörler ekolojisinin değişmesini, patojenlerim mutasyona uğramasını hızlandırmakta, görülme sıklıklarını artırmaktadır. Antroposen’in son yarım yüzyılında görülen bu çoklu faktörlerin “sinerjistik” zararlı etkileri, geçmiş dönem veya yüzyıllardan çok daha farklı olmakta, zararlı etkileri hissedilenden, tanık olunandan çok daha farklılık göstermektedir.  Bu faktörler sinerjizmine bir de “küreselleşme” eklenince, son yarım yüzyılın Karmaşık Sağlık Sorunları (KSS’leri) giderek daha fazla artış göstermiş, insan, hayvan, çevre, bitki ve ekosistem (İHÇBE)-sağlığını derinden etkilemeye başlamıştır (4). Günümüzün yaşamsal dinamikleri ve insanın doğaya saygısızlığının bir sonucudur ki, bu etkiler veya etkileşimler artarak ve sinsice devam etmektedir. Dolayısıyla, küreselleşen dünyada iklim değişikliğinin İHÇBE-sağlığını derinden etkilediği ve özellikle enfeksiyon hastalıkların oluşumunu tetiklediği, enfeksiyon etkenleri olan patojenlerin yayılmasını artırdığına ilişkin önemli bir bilgi birikimi bulunmaktadır. Son yıllarda iklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki doğrudan ve dolaylı zararlı etkileri pekçok araştırmada belirtilmekte (5), iklim değişikliğinin, zoonotik enfeksiyonları ve patojenik mikroorganizmaları taşıyan vektörlerinin ekolojisini derinden ve artan oranda etkilediği son yayınlarda vurgulanmaktadır (6).

Bilimsel veriler, tarihsel bulgulara bakıldığında, enfeksiyon etkenleri veya patojenik mikroorganizmalar insanlık tarihi kadar eski olmakla birlikte, mikrop kavramı veya Mikrobiyoloji bilimi mikroskobun keşfi ile 17. yüzyılın ikinci yarısında (1676’da) başlamış ve sonrasındaki gelişmelerle hız kazanarak günümüze kadar gelmiştir. Diğer bir anlatımla, insanoğlu tam 350 yıldır, en ilkelinden, en gelişmişine mikroskobu kullanıyor ve mikroorganizma kavramını biliyor olmasına karşın, 21. yüzyılda bile en önemli sağlık tehditlerinden biri -belki de en önemlisi, en sessiz tehlikesi olan- patojenik mikroorganizmalar ve onların neden olduğu sayısızca enfeksiyonlarla yüzleşmek zorunda kalmıştır. Ve ne yazık ki, bu yüzleşme süreci, zorunluluğu bitmediği gibi, tehditlerin nedenleri, sosyokültürel, sosyoekonomik etkileri ve boyutları coğrafyaları değişerek, genişleyerek devam etmekte, sorunlar küresel sağlık tehdidi potansiyelini korumaktadır. Bilimsel verilere göre ve eskiden yeniye doğru kronolojik bir sırayla söyleyecek olursak, eski enfeksiyonlar; kuduz, tüberküloz, şarbon, bruselloz, salmonelloz, kist hidatik veya ekinokokkoz -namı diğer su kesesi hastalığı- toksoplazmoz, veba, kolera, leptospiroz (Weil hastalığı), sarı humma, listeriyoz, vb. saymakla bitmez. Üstelik, bir de “yeniçıkan enfeksiyonlar denilen ve etkenleri 1975 ve sonrasında keşfedilen enfeksiyonlar grubu var. Örnek verecek olursak; borreliyoz (Lym hastalığı) Bartonelloz (Kedi Tırmalama Hastalığı-CSD), Kriptosporidiyoz, HIV/AIDS, SARS, Kuş Gribi, MERS, Domuz Gribi (Pandemik influenza), COVID-19 Maymun Çiçeği Hastalığı (Mpox) ve son olarak 2026’da son 1-2 aylık süreçte gündem olan Hantavirüs enfeksiyonu… Saymakla bitmez! Bütün bu adını andıklarımız bilinenlerin sadece birkaçıdır (5, 6). Bu enfeksiyonlar ve daha pek çoğu sadece “buz dağının görünen yüzü!” Ya görünmeyenler...? Ya da bu görünmeyenlerin olası gizli tehditleri… Sanırım bu durum, Pandemiler Çağı denilen 21. yüzyılın süregiden paradoksu! Diğer anlatımla, mikropların insana ve teknolojiye karşı elinde bulundurdukları güçlü silahı

Güncel bilimsel veriler ışığında patojenlerin (veya enfeksiyonların) bilim tarihindeki derin izlerine bakıldığında, enfeksiyonlar bilimi veya Mikrobiyolojinin Altın Çağı denilen 19. yüzyıl ve sonrası hem birçok bilimsel gelişmelere tanık olmuş, yeni bilim dalları ortaya çıkmış hem de bilimsel literatürde, mikrobiyolojik terminolojide pek çok yenileşmeye yol açmıştır. Bu gelişmelerden biri hiç kuşkusuz mikroskobun keşfi ve 19. yüzyılda Mikrobiyolojinin Altın Çağı ise bir diğeri hücre ve enfeksiyonlar teorilerinin ortaya çıkarak, eski teorilerin geçersiz kılınmasıdır (7).  Bu bağlamda, 19. yüzyılın ikinci yarısında yani 1855'te Dr. Rudolf Virchow'un (13 Ekim 1821-5 Eylül 1902) zoonoz (zoonosis, çoğulu; zoonozlar/zoonoses) terimini literatüre kazandırması önemli ve ufuk açıcı bir gelişme olmuştur (8). Lütfen aşağıdaki şekli inceleyiniz.

teksaglik-kose-yazilari-tek-saglik-penceresinden-dunya-zoonozlar-gunu-ve-dogru-bilginin-surdurulebilirligi-1.png

Aynı süreçte Dr. Robert Koch’un (11 Aralık 1843–27 Mayıs 1910) enfeksiyon etkeni (patojenlerle) konak (hayvan, insan) ilişkisini yani enfeksiyonların etiyolojisini tanımlaması ve o ünlü 4 maddelik “Koch önermelerini” gündeme getirmesi mikrobiyolojinin altın çağının ötesine geçen ve günümüzde de geçerliliğini sürdüren bilimsel gelişmelerinin altını çizmesi son derece yaşamsal önemdedir.

Konuya bu bağlamda ve 350 yıllık gelişmelerin ışığında bakıldığında Dr. Virchow'un insanlığın tarih boyunca mücadele etmek zorunda olduğu enfeksiyonlar olgusunu zoonozlar ve zoonoz olmayan enfeksiyonlar diye ikiye ayırmış olması ayrıca önem taşımaktadır. Dolayısıyla, Dr. Virchow bilim tarihinde sadece hücre teorisinin ve Modern Patolojinin öncülüğünü yapmamış, aynı zamanda hayvanlardan insanlara bulaşan enfeksiyonları zoonoz terimiyle tanımlayarak çok önemli bir bilimsel düşüncenin temelini oluşturmuştur. Dr. Virchow bu çalışma sürecinde yani Trichinella spiralis parazitinin domuzlardan bulaştığını kanıtladığı süreçte söylemiş olduğu “İnsan hekimliği ile veteriner hekimlik arasında ayırıcı bir çizgi yoktur, olmamalıdır da. Üzerinde çalışılan nesneler farklı olsa da elde edilecek deneyimler bütün hekimliğin temelini oluşturur.” sözüyle aslında adı konulmamış bir Tek Sağlık Düşüncesi -TSD’nin öncüsü olma şansını yakalamıştır (4, 9). Dr. Virchow yukarıdaki o tarihsel önemi hiç eksilmeden günümüze kadar gelen, tarihte ve özellikle sağlık alanında bir karmaşık sağlık sorunu olan zoonozlar problemini kökten çözmek adına ilk defa mesleklerarası veya disiplinarası işbirliği bağlamında hekimlik ile veteriner hekimliğin birlikte çalışmasını önermiştir. Deyim yerindeyse, Dr. Virchow bu öneri ve öngörüsüyle Tek Sağlık Düşüncesinin öncüsü olduğu gibi aynı zamanda zoonozlar ve daha sonra tanımlanacak diğer KSS’lerin çözümünde, bu konular ile ilgili strateji geliştirmelerinde veteriner hekimlerle hekimlerin birlikte çalışmasının gerekliliğini tanımlamıştır. Bugünden -yani 2026'dan- geçmişe ve özellikle 150-200 yıllık TSD’nin gelişim sürecine baktığımızda, tarih Dr. Virchow’u haklı çıkarmakla kalmamış, onu önerileri, buluşları ve öngörüleri ve stratejik düşüncesi ile ölümsüzleştirmiştir.

Avrupa’da modern patolojinin gelişmesinde ve Karşılaştırmalı Tıp çalışmalarının yaygınlaştırılmasında önemli katkıları olan Dr. Virchow’un yanı sıra, bu süreçte Dr. Robert Koch’un, Dr. William Ostler’in, Friedrich Loeffler’in ve Louis Pasteur’ün o olağanüstü çalışmaları birlikte düşünüldüğünde, bu saygın bilim insanları sadece Mikrobiyolojinin Altın Çağına veya Biyogenez Teorisine can vermekle kalmamışlar aynı zamanda 21. yüzyıla damgasını vuran Tek Sağlık Düşüncesinin ilk örneklerini vermişlerdir. Bütün bu gelişmeler bir süreklilik içerisinde ve birbirlerini olumlu yönde etkileyen bilimsel süreç olarak düşünüldüğünde, 20. yüzyılın ilk yarısında Veteriner Halk Sağlığının, ikinci yarısında Tek Tıp anlayışının ve 21. yüzyılın hemen başında Tek Sağlık Düşüncesinin oluşmasına büyük katkı sundukları gibi, bilimsel olarak bu iki yıl arasında görüş ve önerileri ile bilimsel köprü kuran buluşlara imza atmışlar, eserleri ve esinleriyle derin izler bırakmışlardır. Bu bilim insanları aynı zamanda kendilerinden sonra gelen bilim insanlarına disiplinlerarası işbirliğini ve mesleklerarası bilgi paylaşımının önemi konusunda temeller oluşturmuşlardır. Yukarıda vurgulamaya çalıştığım bu tezimi doğrulayan bilimsel saptamayı duymak için Türkiye’de Veteriner Hekimlik Tarihi ve Deontolojisinin duayeni, 21. yüzyılda yaşayan “bilge çınar” ve bilim tarihçisi saygın bilim insanı merhum Prof. Dr. Ferruh Dinçer'e kulak verelim. Türkiye Biyoetik Derneğinin Ankara’da 2009 yılında düzenlediği “Tıp Etiğinden Biyoetiğe” Kongresinde Dinçer’in yaptığı konuşmasında vurgulamaya çalıştığı ve Louis Pasteur’ün 1885’te kuduz aşısından sonra verdiği konferans konuşmasından alıntıladığı “Veteriner hekim arkadaşlarımızın araştırma ve buluşları bizim çalışmalarımıza ışık tutmakta, ilham kaynağı olmaktadır. Biz, sizlerle işbirliği yaparak deneysel araştırmalarınızdan yararlandık; tavuk kolerası ve kuduz gibi hastalıkların aşılarını keşfetmeyi başardık” sözlerini ve bilgi notunu aktarmakta yarar var (9).    Burada vurgulanan tarihsel saptamadan anlaşılacağı üzere, Dinçer’in altını çizdiği Louis Pasteur'ün bu öğretici ve ilham verici sözleri veya mesleklerarası işbirliği uygulamaları Tek Sağlık Düşüncesinin ne kadar önemli, gerekli ve stratejik olduğunun açık tarihsel ifadesidir.

Neden 6 Temmuz Dünya Zoonozlar Günüdür?

Bilimsel verilere göre, bu konuda uluslararası sağlık otoritelerinin (Dünya Sağlık Örgütü-DSÖ, Gıda Tarım Örgütü-GTÖ, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü-DHSÖ) “resmi bir kabul açıklaması olmamasına karşın” Louis Pasteur'ün 6 Temmuz 1885'te kuduz bir köpek tarafından ısırılan çocuğun kurtarılması için ilk kuduz aşısı denemesinin yapıldığı gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. (Aşağıdaki şekli inceleyiniz)

teksaglik-kose-yazilari-tek-saglik-penceresinden-dunya-zoonozlar-gunu-ve-dogru-bilginin-surdurulebilirligi-2.png

6 Temmuz 1885'te kuduz aşısı denemesi insanlık için büyük bir başarıdır. Çünkü, ölümcül ve zoonoz olan kuduz hastalık etkeninin kuduz virüsü olduğu o tarihlerde bilinmemektedir. Işık mikroskobunda “görülemeyecek kadar küçük olan virüsleri görüntüleyecek bir mikroskop icat edilmemiştir. Bugünkü bilgilerimizle “nanometre” büyüklüğünde olan virüsleri görüntüleyebilecek Elektron Mikroskobu henüz keşfedilmemiştir. Kuduz hastalığının etkeni virüs “yaklaşık 180 nm uzunluğunda ve 75 nm çapında, mermi şeklinde zarflı bir yapı sergilediği” o tarihlerde bilinmemektedir. Aynı zamanda o tarihlerde literatürde henüz “virüs” terimi de yoktur. Dolayısıyla Kuduz hastalığı tarihte etkeni tanımlanamadan, aşısı bulunmuş ilginç bir hastalıktır.  Kuduz, dünyada Halk Sağlığı bakımından büyük tehdit olan viral bir zoonotik enfeksiyondur. Henüz o tarihlerde antiviral ilaçlar” keşfedilmemiş, bu enfeksiyondan yalnızca insanların veya hayvanların aşılanarak kurtarılabileceği, korunabileceği gerçeği anlaşılmıştır. Dolayısıyla, 6 Temmuz 1885 tarihinin önemi, ilk başarılı aşı uygulamasından kaynaklanmaktadır.

Tek Sağlık Düşüncesi, Sürdürülebilirlik ve Doğru Bilginin Önemi

Eğer “sürdürülebilirlik; çevresel bütünlüğü, toplumsal refahı ve ekonomik gelişmeyi dengeli biçimde gözeterek, kaynakların etkin kullanımını ve kuşaklararası adaleti esas alan uzun dönemli bir kalkınma ve yönetim yaklaşımı” (10) ise bu yaklaşımın Dünya Zoonozlar Gününün önemini, toplumsal katkılarını anlatmak için kullanılması kuşkusuz sosyokültürel sosyoekonomik ve hatta eko-stratejik değer taşıdığını vurgulamak önemlidir. Yaklaşık 7 yıl önce Dünya Zoonozlar Günü etkinlikleri nedeniyle vurgulandığı gibi bu farkındalık etkinlikleri “sadece bir aşı uygulamasına indirgenemeyecek” düzeyde toplumsal değer taşımaktadır (2). Bu bağlamda, hem toplumda doğru bilimsel bilgiyle patojenlerin, yeniçıkan enfeksiyonların ve/veya yeniçıkan zoonotik hastalıkların -özellikle epidemik, pandemik karakterde olanların- sosyoekonomik, sosyopsikolojik etki ve sonuçlarını anlatmak ve hem de süregelen zoonotik tehditlerin tarih boyunca olduğu gibi, 21. yüzyılın ikinci yarısında ve sonrasında devam edeceği gerçeğinin altını çizmek, bu alanda farkındalık oluşturmak oldukça değerlidir.  Bu bağlamıyla, TSD sadece zoonozlar meselesinde, sadece 6 Temmuz DZG’de dillendirilecek bir yaklaşım değil, bu bağlantılarla birlikte ve bunlardan daha öte “iklim değişiği, ekolojik bozulmalar, ekotoksikolojik sorunlar ve yeniçıkan enfeksiyonlar” bağlamıyla ve bütüncül düşünce “bağlantısallığı” ile değerlendirilmeli ve sürdürülebilirliği sağlanmalıdır.

teksaglik-kose-yazilari-tek-saglik-penceresinden-dunya-zoonozlar-gunu-ve-dogru-bilginin-surdurulebilirligi.jpg

Bu bağlamıyla, süregelen iklimsel afetler, yeniçıkan zoonotik tehditler ve diğer KSS’ler yukarıdaki şekilde anlatılan “bağlantısallık” bağlamayla değerlendirildiğinde, disiplinlerarası bilimsel işbirliği ve mesleklerarası bilgi, deneyim ve sorumluluk paylaşımı yapılması değerlidir, etkin bilimsel iletişimin sürdürebilmesi yaşamsal önemdedir.

Dolayısıyla, etkin ve işlevsel çalışmaları sürdürmek için geçmişin “geleneksel” veya “edilgen silo yaklaşımından kurtulmak” için yeni bir paradigmaya gereksinim vardır. Bu çağdaş paradigma hiç kuşkusuz düşünsel kökleri 150-200 yıl öncesine kadar uzanan, terimsel olarak varlığı 23 yıldır bilimin ve insanlığın gündeminde olan Tek Sağlık Düşüncesidir. Aynı zamanda TSD, hem yaklaşık 200 yıllık bilgi birikim ve deneyimiyle hem de 21. yüzyılda fark edildiği potansiyeli ve bağlantısallık etkisiyle sektörlerarası ve disiplinlerötesi etki gücü ve sosyokültürel önemi ile düşünüldüğünde yapılacak çok işin olduğunu söylemek, dolayısıyla bu paradigma değişiminin gerekliliğini, sürdürülebilirliğini vurgulamak kaçınılmaz bir zorunluluktur. Her şeyden önce hem DZG etkinlikleri farkındalığı bağlamında olduğu gibi hem de zoonozların tanımlandığı 19. yüzyıldan günümüze geçen yaklaşık 170 yılı aşkın süreçte ve hala Tek Sağlık Düşüncesini “basitçe zoonozlarla mücadeleye indirgemek” veya çoğunlukla TSD dendiğinde zoonotik patojenleri, insan ve hayvan sağlığını düşünmek gibi dar bir bakış açısı, bilim dünyasında büyük bir yanılsamalara yol açmaktadır. Günümüzün bilimsel bulguları ve iletişim olanaklarıyla bu yanılgı sorununu tartışmaya açtığımızda, çözüme ulaşmak için mesleki egolardan kurtulmak ve bağlantısallık bilimine öncelik vermek gerekmektedir.

Eğer hala dar silolara hapsolmuş ve kaçınılması güç egolardan ödün verilerek ve TSD’nin sistemsel ve eleştirel düşünme potansiyeli öncelenerek çalışmalara, bilimsel üretime devam edilirse hem olagelen bilgi yanlışları önlenecek (patojenler kadar tehlikeli olan bilgisalgını sonlanacak) hem de TSD patojenlerin çok ötesinde sağlık tehdidi olan iklim değişikliği veya iklim krizine bağlı çevresel felaketler ve ekotoksikolojik sorunların gizli birikimli zararlı etkileri doğru önlemlerle önlenecek,  yok edilmesi sağlanabilecektir.  

Her şeyden önce 21. yüzyıl yaşamsal dinamikleri ve bu dinamiklerle yakın ilişkisi olan yeniçıkan zoonotik enfeksiyonlar, antimikrobiyal direnç, vektörlerle bulaşan hastalıklar, iklim değişikliği ve süregelen zararlı etkileri gibi ‘Antroposenik’ tehditler bütüncül paradigma -TSD- ile değerlendirildiğinde sadece sorunları tespit etmek yeterli değildir.  ‘Antroposenik’ tehditlerin yaşamsal sonuçlarını doğru değerlendirmek, önleyici ve koruyucu önlemleri uygulamak için eğitim kurumlarından, yönetim organlarına kadar yaşamın her alanında TSD’ni işlevselleştirmek ve Tek Sağlık Eğitimini yaygınlaştırmak kaçınılmaz, ertelenemez, ötelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü çağımızın bilişim, yönetişim ve etkin iletişim olanakları olaylar ve olgular arasındaki neden sonuç ilişkilerini ve yansımalarını belirginleştirmektedir.  Ayrnı zamanda etkin iletişim olanakları bireysel veya toplumsal farkındalık süresini kısaltmakta, zararlı etkilerin yaratmış olacağı “psikososyal etkiler” yaygın toplumsal korkulara yol açmaktadır.  Son yıllarda artarak süregelen ve birbiriyle yakın ilişkiler içinde olan bu yaşamsal dinamikler önlem veya çözümde geç kalmayı zararlar hanesine yazmaktadır.

Bu saptamayı Türkiye açısından yorumlayacak olursak yaklaşık 19 yıldır Türkçe literatürde Tek Sağlık terimi biliniyor olmasına karşın, hala Tek Sağlık Düşüncesinin kurumsallaşamaması yukarıda vurgulanan edilgen tutumların bir sonucu olsa gerek.

Önemli diğer bir sorun, özellikle COVID-19 Zoonotik Pandemik Salgını süreci ve sonrasında dünyada olduğu gibi Türkiye'de de Tek Sağlık Düşüncesi üzerine “sanal ortamlarda/platformlarda” bir seri etkinlikler, bilimsel toplantılar düzenlenmiştir. Dünyada (11, 12) olduğu gibi, Türkiye’de de Tek Sağlık üzerine Türkçe kitaplar (13, 14, 15) yazılmış olmasına karşın birkaç istisna dışında Türkiye’de üniversiter eğitimde, yönetimde TSD üzerine etkin iletişim veya eşgüdümün henüz bulunmaması bir başka geç kalmışlık örneğidir. Bu bağlamda, ülkemizde TSD ve Tek Sağlık Eğitimi konusunda yeterince işbirliğinin olmaması, kurumlararasındaki iletişimsizlikten kaynaklanan etkin bir eşgüdümün sağlanamaması dünyadaki gelişmelerden geri kalınması sosyoekonomik, bilimsel, kurumsal kayıp anlamına gelmez mi?

Sonuç olarak ve özetle söylemek gerekirse; Tek Sağlık Düşüncesi ve işlevselleştirilmesi sadece Dünya Zoonozlar Günü bağlamında değil, sağlığın her alanında, sağlık yönetimi ve sağlık yönetişiminde uygulamaya konulmalıdır. Günümüzün iletişim olanaklarından yararlanarak, daha doğru ve işlevsel bilgi paylaşım platformlarını (16-19) kurmak, yaygınlaştırmak, Tek Sağlığın paydaşlarını, öğrencileri bu bilgi kaynaklarını kullanmaya teşvik etmek oldukça önemli ve 21. yüzyıl sorumluluğudur. Ayrıca dünyada ve özellikle CDC’de (20) örnekleri bulunduğu gibi, Türkiye'de de TSD kurumsallaştırılmalı ve Tek Sağlık Eğitimi yaygınlaştırılmalıdır. Çünkü bu konularda zaman kaybetmek, kurumsallaşmakta geç kalmak sosyoekonomik, sosyokültürel, sosyoekolojik kayıp ve süregelen ekolojik ve ekotoksikolojik sağlık tehditlerine kapı aralamak demektir.

Ünlü düşünür J.W. Goethe'nin söylediği gibi Tek Sağlığı veya Tek Sağlık EğitiminiBilmek yeterli değil uygulamalıyız, İstemek yeterli değil yapmalıyız.”

Kaynakça
  1. Rappuoli, R. (2014), Inner Workings: 1885, the first rabies vaccination in humans, PNAS, 111(34); 12273.  https://www.pnas.org/content/pnas/111/34/12273.full.pdf   (Erişim: 4.7.2026)
  2. Taştan, R. (2019). “Dünya Zoonozlar Günü: Yalnızca Bir Aşı Uygulamasına İndirgenmemeli!”  https://www.ciftlikdergisi.com.tr/zoonozlar-yalnizca-bir-asi-uygulamasina-indirgenmemeli/  (Erişim: 4.7.2026)
  3. Taştan, R. (2015). Dünya Zoonozlar Gününe ‘Tek Sağlık Yaklaşımı’ https://www.ciftlikdergisi.com.tr/dunya-zoonozlar-gunune-tek-saglik-yaklasimi/    (Erişim: 4.7.2026)
  4. Taştan, R. (2022). Tek Sağlık düşünce Sistemine Giriş: 21.Yüzyılın ‘Karmaşık Sağlık Sorunları’ Onları Hazırlayan Nedenlerle ‘Yüzleşmeden’ Çözülebilir mi? İçinde: Taştan R, Ak A, Peker A, Küçük Biçer B, editörler. Tek Sağlık, 21.Yüzyılın Karmaşık Sağlık Sorunlarıyla Yüzleşmek. İzmir: Duvar Yayınları; 2022. s. 31-70.
  5. Rupasinghe, R., Chomel, B. B., & Martínez-López, B. (2022). Climate change and zoonoses: A review of the current status, knowledge gaps, and future trends. Acta Tropica, 226, 106225.
  6. Fulekar, M. H., Patel, G. M., & Rai, A. (2025). Climate Change: Zoonoses in Changing Environment. In Pandemic Over the Centuries: Causes and Consequences in a Changing Environment (pp. 43-61). Cham: Springer Nature Switzerland.
  7. Dinçer, F. (2022). Önsöz. İçinde: Taştan R, Ak A, Peker A, Küçük Biçer B, editörler. Tek Sağlık, 21.Yüzyılın Karmaşık Sağlık Sorunlarıyla Yüzleşmek. İzmir: Duvar Yayınları; 2022. s. 16-18.
  8. Taştan, R. (2023). ‘Zoonoz’ teriminin tarihçesi ve güncel gelişmeler. Yılmaz O, editör. Tüm Yönleri ile Veteriner Halk Sağlığı. 1. Baskı. Ankara: Türkiye Klinikleri; p.147-51
  9. Dinçer, F. (2009). Veteriner Hekimlik ve Biyoetik. İçinde.  Ülman Y.I, Başağaç Gül, T., Kadıoğlu F.G., Yıldırım G. ve Edisan Z. (editörler). Tıp Etiğinden Biyoetiğe, Kongre Kitabı. Türkiye Biyoetik Derneği Yayın No: XII, Ankara. ss. 30-38.
  10. URL1: Sustainability https://www.un.org/en/academic-impact/sustainability
  11. URL2: One Health: The Human-Animal-Environment Interfaces in Emerging Infectious Diseases: The Concept and Examples of a One Health Approach. https://www.amazon.com/One-Health-Human-Animal-Environment-Interfaces-Microbiology/dp/3662506947
  12. URL3: One Health: The Theory and Practice of Integrated Health Approaches. https://www.cabidigitallibrary.org/doi/book/10.1079/9781780643410.0000
  13. URL4: Tek Sağlık, 21.Yüzyılın Karmaşık Sağlık Sorunlarıyla Yüzleşmek. https://www.duvaryayinlari.com/urun/kitaplar/tek-saglik-21-yuzyilin-karmasik-saglik-sorunlariyla-yuzlesmek
  14. URL5: Güncel Tek Sağlık, Zoonotik Tehditlerden, İklimsel Afetlere ve Ekotoksikolojik Sorunlara Düşünce Evrimi. https://www.duvaryayinlari.com/urun/kitaplar/guncel-tek-saglik-zoonotik-tehditlerden-iklimsel-afetlere-ve-ekotoksikolojik-sorunlara-dusunce-evrimi
  15. URL6: Tek Sağlık, Teorikten Pratiğe. https://www.nobelyayin.com/tek-saglik-teorikten-pratige-21603.html
  16. URL7: https://onehealthinitiative.com/
  17. URL8: https://www.onehealthcommission.org/
  18. URL9: https://globalohc.org/
  19. URL10: https://teksaglik.org/
  20. URL11: CDC One Health,  https://www.cdc.gov/one-health/index.html
Notlar/Diğer

*Not: Makalenin yazarı, makale hazırlama sürecinde konuya ilişkin görsellerin tasarımında Yapay Zekâ (ChatGPT ve NotebookLM) programlarından yararlandığını kabul eder.

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

Tercihleriniz kaydedildi