Antalya Diplomasi Forumu 2026
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde ve Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde 17-19 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen ve 150 ülkeden 6 bin 400 katılımcı ağırlayan "Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026" başarıyla tamamlandı.
Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu forum, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirildi

Bu yıl 5'incisi yapılan forumda, üç gün boyunca küresel diplomasinin nabzı tutuldu, ikili görüşmelerde, oturumlarda, panellerde ve basın toplantılarında önemli konular ele alındı.
ADF, 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcı, 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisini ağırladı.
Forum kapsamında AA'nın standını katılımcılar ziyaret etti. Stant alanındaki 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yılı dolayısıyla oluşturulan "15 Temmuz Anı Odası" da ilgi gördü.
"Okul katliamı" (scholasticide) temasıyla Filistin için hazırlanan özel salonda, İsrail'in Filistin'de eğitim altyapısına yönelik saldırılarının etkileri anlatıldı. Merkezde oluşturulan "Afrika Kültür Evi" de ziyaretçilerini ağırladı.
Bu yıl Antalya'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nı (COP31) tanıtan alanlar oluşturuldu, "COP31'e doğru: Jeopolitik Değişim Döneminde İklim Eyleminin Güçlendirilmesi Paneli" de düzenlendi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Forumda Açılış Konuşması
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Nisan tarihinde yaptığı konuşmada; Müzakerelerin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. "Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerelerin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir." dedi.
15 Nisan 2026 Çarşamba günü Kahramanmaraş'ta yaşanan ve bir öğretmen 9 öğrencinin hayatını kaybettiği müessif olaydan sonra telefonla arayıp veya mesaj gönderip üzüntülerini paylaşan herkese şükranlarını sunan Erdoğan, hiç kimsenin, hiçbir ailenin ve toplumun benzer acıları yaşamaması dileğinde bulundu.
Bu yıl 5'incisini düzenledikleri Antalya Diplomasi Forumu'nun bölge başta olmak üzere tüm dünya için hayırlara vesile olmasını temenni eden Erdoğan, şunları söyledi:
"Program kapsamında yapılacak tartışma, değerlendirme ve fikir teatilerinin; forum süresince gerçekleştirilecek yan etkinlikler ve ikili görüşmelerin verimli geçmesini diliyorum. Gerek katılım ve temsil gerek kapsam ve içerik noktasında küresel bir markaya dönüşen Antalya Diplomasi Forumu'nu bu sene de başarıyla organize eden Dışişleri Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine; görevi sırasında foruma öncülük eden Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu'na tebriklerimi iletiyorum" dedi.
"Bu organizasyonu, bir akıl platformu olarak görüyoruz"
Erdoğan, Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu'nu, diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmediklerini dile getirerek, şöyle konuştu:
"Bu organizasyonu dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir. 'Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek' teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların forumun bu özgün ve özel yönünü daha da belirgin kılacağı kanaatindeyim. Forumun sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin barışın anahtarı misyonuna katkı vereceğine inanıyor, şimdiden her birinize teşekkür ediyorum."
"Dünya güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamakta"
İnsanlığın, içinden geçilen dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmesinin ve dinamikleri doğru okumasının şart olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bugün uluslararası sistemde yaşanan sarsıntıları yalnızca güç dengelerindeki değişimle açıklamak bizi meselenin özünden uzaklaştıracaktır. Evet, güç dağılımı değişiyor. Evet, yeni aktörler yükseliyor. Evet, rekabet kızışıyor, derinleşiyor, daha yıkıcı hale geliyor. Ancak bütün bunlar bizim çok daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Bugün dünya güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Gelinen nokta itibarıyla ciddi ve tehlikeli bir eşikte olduğumuz görülüyor. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz evvelemirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterlidir."
"Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir"
Son 2,5 yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında can verdiğine ve 172 binden fazla kişinin yaralandığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:
“Henüz körpe bir fidanken hayattan kopartılan çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2 bin 100 kişi yaralandı. Bir defa şunu burada kabul etmemiz gerekiyor; Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze'deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Hepimiz elimizi vicdanımıza koyup şu soruların cevabını cesaretle aramak zorundayız: Eğer bir sistem kuvözdeki masum bebekleri kurşunlardan koruyamıyorsa, sivillerin toplu şekilde hedef alınmasının önüne geçemiyorsa, kurumlar ve kurallar zalimlerin zulmüne engel olamıyorsa bu yapısal bir çürüme, ontolojik bir tefessüh değil midir? Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir? Sorarım: Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Dahası kardeşlerimizin, dostlarımızın ve evlatlarımızın geleceğini etkileyen bu sistem, özellikle kriz karşısında eli kolu bağlı kalmamız nasıl düşünülebilir?”
"Dünya beşten büyüktür' şiarıyla 13 yıldır insanlığın gündemine taşıdığımız temsil açığı kapatılmadan çok net söylüyorum ne sistem krizi çözülebilir ne de daha adil bir dünyanın inşası mümkün ve muhtemeldir." diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan savaş, bunun en son örneği olmuştur. İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin, kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir.
"Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalı"
Erdoğan, tansiyonun tırmandığı Hürmüz geçişiyle ilgili tavırlarının çok net olduğunu belirterek, "Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır. Savaşın, komşu coğrafyalardaki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara ulaştırılmasında alternatif rota arayışlarını hızlandırdığı görülüyor. Türkiye olarak enerji ve bağlantısallık alanlarında Kalkınma Yolu gibi vizyon projeleriyle komşularımızla işbirliğine açık olduğumuzun bilinmesini istiyorum." diye konuştu.
Yakın çevredeki bir diğer çatışma alanı olan Ukrayna'daki savaşın getirdiği yıkım ve can kayıplarından üzüntü duyduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti
"Tarafların adil ve eşit şekilde temsil edildikleri bir müzakere süreciyle savaşın sona ereceğine yönelik inancımızı halen koruyoruz. Şunu tüm samimiyetimle burada dile getirmek isterim, Türkiye, tarafların da istekli olması halinde Liderler Zirvesi dahil doğrudan müzakerelerin devamı için her türlü kolaylaştırıcı adımı desteklemeye hazırdır. Komşumuz Suriye'de huzurun, istikrarın ve normalleşmenin güçlendirilmesi bölgemizin geleceği için hayati önemdedir. Suriye Devlet Başkanı Sayın Şara'nın basiretli liderliğinde bu ülkenin son 1,5 yıllık süreçte katettiği mesafeden memnuniyet duyuyor, inşallah bundan sonra da Suriye halkının yanında olacağımızı ifade etmek istiyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, köklü tarihi bağlarla şekillendirdikleri Balkan vizyonunda barış, istikrar ve refahın perçinlenmesinin öncelikleri olmayı sürdürdüğünü belirterek bu düşünceyle hayata geçirdikleri Balkan Barış Platformu'ndan son derece umutlu olduklarını söyledi.
Avrasya'da barışın ve huzurun teminatı olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatını her geçen gün güçlendirdiklerini kaydeden Erdoğan, bu yılın son çeyreğinde Türkiye'de düzenleyecekleri 13. Türk Dünyası Zirvesi'nde dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralacaklarını bildirdi.
"Hazar geçişli doğu-batı orta koridor girişimine güçlü desteğimiz sürüyor"
Erdoğan, dönem başkanlığı yaptıkları dönemde teşkilatın uluslararası etkinlik ve görünürlüğünü daha da artıracaklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
"Azerbaycan'la eş güdüm içerisinde komşumuz Ermenistan'la normalleşme sürecimizi adım adım ilerletiyoruz. Bu minvalde Asya ile Avrupa arasındaki ticarette en güvenilir güzergâh olan Hazar geçişli doğu-batı orta koridor girişimine de güçlü desteğimiz sürüyor. Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'i ise bir istikrar ve refah havzası olarak görmek istiyoruz. Bunun için Türkiye'yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni dışlamaya çalışan tek taraflı ve maksimalist tutumları reddettiğimiz gibi savaş ortamından medet uman beyhude çabaları da doğru bulmuyoruz. Kıbrıs Türkü'nün dirayetli tutumu, bugün Kıbrıs Adası'nda iki ayrı halk ve iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini artık tüm dünyaya kanıtlamıştır. İnancımız odur ki komşumuz Yunanistan'la tesis ettiğimiz olumlu atmosfer, ikili meselelerimizin çözümü yanında Batı Trakya Türk Azınlığına yönelik hak ihlallerinin son bulmasına da katkı sunmalıdır."
Bir başka "kardeş coğrafya" Libya'da, sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarının devam ettiğini bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
"Afrika ülkelerinin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kalkınma hamlelerini samimiyetle destekliyoruz. Sudan'da Nisan 2023'ten bu yana devam eden çatışmaların sonlandırılması için her türlü diplomatik gayretin yanındayız. Son yıllarda istikrar ve güvenliğini sağlama noktasında önemli adımlar atan Somali'nin toprak bütünlüğüne ve ekonomik refahına desteğimiz ise bakidir."
"Karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar Avrupa'yla ortaklığımızın stratejik değerini ortaya koymuştur"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak, bir yandan farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikalar yürütürken diğer yandan da mevcut ittifak bağlarımızı tahkim ediyoruz." dedi.
Türkiye'nin Avrupa-Atlantik Bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO'nun önde gelen ülkelerinden biri olarak bu yıl, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Liderler Zirvesine Ankara'da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Erdoğan, Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit etiklerini ve bunun altyapısını şimdiden oluşturduklarını bildirdi.
Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye'nin, Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar, Avrupa'yla ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefimizi korurken, Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz. Önümüzdeki Kasım ayında (9-20 Kasım 2026) ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin 31'inci Taraflar Konferansı'na yine burada, Antalya'da ev sahipliği yapacağız. COP 31 başkanlığımız süresince, Sıfır Atık Hareketi'nin yaygınlaştırılması gibi çevre gündemiyle gençlerin gündemini buluşturan politikaları öne çıkaracağız." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbni Haldun'un işaret ettiği gibi bir toplumu ayakta tutan, sahip olduğu güçten önce o gücü anlamlı kılan asabiyedir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesinin ne kadar güçlendirirsek, yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir. Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir. Antalya Diplomasi Forumu'nu teşriflerinizi, bu dayanışma zemininin tesisine verilmiş kıymetli bir destek olarak görüyorum."

Beşinci Antalya Diplomasi Forumu “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek”
Beşinci Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026), Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde 17-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’da düzenlendi.
Jeopolitik gerilimler, değişen güç dengeleri, yükselen ticaret engelleri ve çok taraflılık üzerinde yoğunlaşan baskı karşısında, mevcut küresel ortama, giderek artan bir öngörülemezlik damga vurmaktadır.
2026 yılının teması olan “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek”, daha iyi bir gelecek inşa edebilmek için sorunları öngörebilmenin ve etkin biçimde ele alabilmenin önemine vurgu yapmaktadır. Bu tema, risklerin ve fırsatların tespiti, stratejilerin geliştirilmesi ve elde edilen birikimin somut eylemlere dönüştürülmesi yoluyla gelişmelerin önünde yer alınması gerekliliğinin altını çizmektedir.
Çatışmaların çözümsüz kalmaya devam etmesi, kutuplaşmanın derinleşmesi ve stratejik rekabetlerin yaygınlaşması, dünya genelinde pek çok kritik sorunun insanları etkilemeyi sürdürmesine neden olmaktadır. Bu sınamaların aşılabilmesi ve daha kapsayıcı, adil ve etkin bir uluslararası sisteme doğru ilerlenebilmesi için uluslararası işbirliği, diyalog ve dayanışmanın güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
ADF2026, liderleri, karar alıcıları, diplomatları, akademisyenleri, iş dünyasından uzmanları, medya ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirerek, belirsizlikleri en iyi şekilde yönetmenin, aciliyet arz eden sorunları ele almanın ve gelecekteki sınamalara hazırlanmanın yollarını araştıracaktır. Katılımcılar, açılış konuşmaları, panel tartışmaları, etkileşimli oturumlar ve ikili görüşmeler aracılığıyla küresel eğilimleri ve bölgesel dinamikleri tartışacak, olası çözümler hakkında fikir teatisinde bulunup en iyi uygulama örneklerini paylaştılar.
Forum, diyaloğun teşviki, güvenin yeniden tesisi ve daha güçlü bir işbirliği içine girilmesi bakımından bir kez daha önemli bir platform teşkil edildi ve gelecek nesiller için daha barışçıl, istikrarlı ve dayanıklı bir dünyanın inşasına yönelik yol haritasının şekillendirilmesi konusunda çalışmalar gerçekleştirildi.
Editör Notu:
1. Antalya Diplomasi Forumu: T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, T.C. Dışişleri Bakanlığı’nın girişimiyle 18-20 Haziran 2021 tarihlerinde Akdeniz kıyısında binlerce yıllık tarihe sahip güzel Antalya şehrimizde yapıldı.
Forum, “Yenilikçi Diplomasi: Yeni Dönem, Yeni Yaklaşımlar” teması altında bir dizi kilit bölgesel, küresel ve tematik meselede diplomasinin ufkunu keşfe çıkaran bir etkinlikti.
2. Antalya Diplomasi Forumu: Devlet ve Hükümet Başkanları, Bakanlar, siyasa yapıcılar, diplomatlar, iş dünyası liderleri, akademisyenler, düşünce kuruluşları mensupları ile gençliğin ve medyanın temsilcileri, 11-13 Mart 2022 tarihlerinde, T. C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleştirildi.
Katılımcılar, “Diplomasiyi Yeniden Kurgulamak” başlığı altında, uluslararası ilişkiler bağlamında birçok konuyu ele aldılar.
3. Antalya Diplomasi Forumu: T. C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın inisiyatifiyle 1-3 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Devlet ve Hükümet Başkanları, Bakanlar, diplomatlar, iş insanları, akademisyenler ile düşünce kuruluşları, gençlik ve medya temsilcileri geniş kapsamlı görüş alışverişinde bulunmak üzere bir araya geldiler.
2024 Yılı Forumu’nun ana teması “Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak” olarak belirlenmişti.
4. Antalya Diplomasi Forumu: T. C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde, 11-13 Nisan 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecektir.
2025 yılının teması olan “Ayrışan Dünyada Diplomasiyi Sahiplenmek”, küresel bölünmelerin arttığı bir ortamda diplomasinin istikrar kazandırıcı bir güç olarak kendisini yeniden kabul ettirmesine duyulan acil ihtiyacı yansıtmaktadır.
Kaynakça
1. Antalya Diplomasi Forumu (https://antalyadf.org), Erişim Tarihi: 19 Nisan 2026
2. Anadolu Ajansı, Antalya, 17-19 Nisan 2026
-
Dünya Su Günü
BM İklim Değişikliği · 24 Mart 2026
-
Dünya Su Günü 2026
Dünya Su Günü 2026 · 24 Mart 2026
-
DSÖ Orta Doğu'daki Savaş Küresel Durum Raporu Yayınladı
Dünya Sağlık Örgütü · 27 Mart 2026