Ana içeriğe geç

Tek Sağlık

AB’nin “TEK SAĞLIK” Politika Perspektifi ve 2026 Parlamento Yasal Gündemine Yansımaları

Avrupa Birliği’nde sağlık politikası artık yalnızca hastaneler, ilaç sistemleri veya halk sağlığı altyapısı üzerinden tartışılmıyor. Son yıllarda özellikle COVID-19 pandemisi, iklim krizi, antimikrobiyal direnç (AMR), zoonotik hastalıklar ve gıda güvenliği sorunları, insan sağlığının çevre, hayvan refahı ve ekosistem bütünlüğünden ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koydu. Bu dönüşümün merkezinde ise “Tek Sağlık” (One Health) yaklaşımı yer alıyor. Avrupa Komisyonu’nun tanımına göre Tek Sağlık; insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan bütünleşik bir yönetişim modeli olarak kabul edilmektedir.
20 Mayıs 2026  |  Prof. Dr. Ayşegül Akbay MD  | 

Avrupa Birliği’nde sağlık politikası artık yalnızca hastaneler, ilaç sistemleri veya halk sağlığı altyapısı üzerinden tartışılmıyor. Son yıllarda özellikle COVID-19 pandemisi, iklim krizi, antimikrobiyal direnç (AMR), zoonotik hastalıklar ve gıda güvenliği sorunları, insan sağlığının çevre, hayvan refahı ve ekosistem bütünlüğünden ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koydu. Bu dönüşümün merkezinde ise “Tek Sağlık” (One Health) yaklaşımı yer alıyor. Avrupa Komisyonu’nun tanımına göre Tek Sağlık; insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan bütünleşik bir yönetişim modeli olarak kabul edilmektedir. 

2026 yılı itibarıyla Avrupa Birliği’nde Tek Sağlık yaklaşımı yalnızca teorik veya etik bir çerçeve olmaktan çıkmış; yasama süreçlerini, araştırma fonlarını, tarım politikalarını, ilaç düzenlemelerini ve iklim politikalarını etkileyen kurumsal bir paradigma hâline gelmiştir. Avrupa Parlamentosu’nun 2026 gündemi incelendiğinde de bu yaklaşımın özellikle halk sağlığı, çevre hukuku, sürdürülebilir tarım, biyogüvenlik ve farmasötik düzenleme alanlarında belirginleştiği görülmektedir.

Bu dönüşümün temelinde AB’nin pandemi sonrası “Avrupa Sağlık Birliği” vizyonu bulunmaktadır. Pandemi, üye devletlerin sağlık krizlerine parçalı müdahalelerinin yeterli olmadığını gösterdi. Bunun sonucunda Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), Avrupa İlaç Ajansı (EMA), Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve Avrupa Çevre Ajansı (EEA) gibi kurumlar arasında daha koordineli bir yapı geliştirildi. 2023 yılında kurulan kurumlar arası Tek Sağlık Görev Gücü, bu koordinasyonun somut örneğidir. 2026’da bu yapının başkanlığını European Medicines Agency yürütmektedir. 

AB’nin Tek Sağlık perspektifinde üç ana eksen dikkat çekmektedir: antimikrobiyal dirençle mücadele, zoonotik tehditlere hazırlık ve iklim kaynaklı sağlık risklerinin yönetimi. Özellikle antimikrobiyal direnç konusu, Birliğin sağlık güvenliği stratejisinin merkezine yerleşmiştir. Çünkü kontrolsüz antibiyotik kullanımı yalnızca insan sağlığını değil, veterinerlik uygulamalarını, tarımsal üretimi ve su ekosistemlerini de doğrudan etkilemektedir. Avrupa Komisyonu’nun AMR One Health Network yapısı, insan sağlığı ile çevre ve hayvancılık politikalarını ortak bir koordinasyon çatısı altında birleştirmektedir. 

Bu çerçevede 2026 Parlamento gündeminin en dikkat çekici yönlerinden biri, sağlık politikalarının artık çevre hukuku ve sürdürülebilirlik politikalarıyla iç içe geçmesidir. Avrupa Yeşil Mutabakatı, “Çiftlikten Sofraya” stratejisi ve Biyoçeşitlilik Stratejisi gibi girişimler Tek Sağlık yaklaşımının doğrudan uzantılarıdır. Özellikle pestisit kullanımı, su kaynaklarındaki farmasötik atıklar ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkileri artık yalnızca çevresel sorunlar olarak değil, halk sağlığı tehdidi olarak değerlendirilmektedir. 

2026 yılında Avrupa Parlamentosu komisyon gündemlerinde öne çıkan bir diğer unsur ise “iklim-sağlık bağlantısı”dır. Avrupa’da sıcak hava dalgalarının, yeni vektör kaynaklı hastalıkların ve hava kirliliğinin sağlık sistemleri üzerindeki baskısı giderek artmaktadır. Tek Sağlık yaklaşımı burada iklim değişikliğini yalnızca çevresel değil, epidemiyolojik bir risk olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle Parlamento’nun çevre ve halk sağlığı komisyonlarında iklim uyum politikalarının sağlık etkilerine yönelik yeni mevzuat tartışmaları yoğunlaşmaktadır.

Ayrıca AB’nin Tek Sağlık yaklaşımı, klasik sağlık güvenliği anlayışını aşarak stratejik özerklik tartışmalarına da bağlanmıştır. Pandemi sırasında yaşanan ilaç ve tıbbi ekipman krizleri, Avrupa’nın tedarik zincirlerinde dışa bağımlılığını görünür kılmıştır. Bu nedenle yeni farmasötik düzenlemeler yalnızca ilaç güvenliğini değil, üretim sürdürülebilirliğini ve çevresel etkiyi de kapsayacak şekilde yeniden yapılandırılmaktadır. Avrupa İlaç Ajansı’nın 2026 belgelerinde farmasötiklerin çevresel etkilerinin ve antibiyotik direncinin ortak değerlendirme alanı olarak ele alınması dikkat çekmektedir. 

2026 Parlamento gündemindeki tartışmalar yalnızca bulaşıcı hastalıklarla sınırlı değildir. Obezite, kronik hastalıklar ve gıda sistemleri de Tek Sağlık perspektifi içinde değerlendirilmeye başlanmıştır. Avrupa’daki bazı parlamenter girişimler, obezitenin yaşam tarzı sorunu yerine kronik hastalık olarak sınıflandırılması gerektiğini savunmaktadır. Bu yaklaşım, sağlık politikalarının sosyoekonomik ve çevresel belirleyicilerle birlikte ele alınmasının bir örneğidir. 

Bunun yanında Tek Sağlık yaklaşımının siyasi boyutu da giderek güçlenmektedir. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi’nin 2026 tarihli görüş raporunda, Tek Sağlık yaklaşımının yalnızca sağlık maliyetlerini azaltan bir araç olmadığı; aynı zamanda inovasyonu, ekonomik rekabetçiliği ve toplumsal dayanıklılığı artıran stratejik bir model olduğu vurgulanmıştır. Raporda AB kurumlarına kapsamlı bir Avrupa Tek Sağlık Stratejisi oluşturma çağrısı yapılmıştır. 

Ancak tüm bu gelişmelere rağmen Tek Sağlık yaklaşımının uygulanmasında önemli yapısal sorunlar bulunmaktadır. Birincisi, AB’de sağlık politikalarının önemli bölümü hâlâ üye devletlerin yetkisindedir. Bu durum ortak sağlık krizlerinde koordinasyon sorunlarına yol açmaktadır. İkincisi, çevre, tarım ve sağlık politikalarının farklı kurumsal kültürlere sahip olması karar alma süreçlerini yavaşlatmaktadır. Üçüncüsü ise finansman meselesidir. Tek Sağlık yaklaşımı disiplinler arası büyük yatırımlar gerektirmektedir; ancak üye devletler arasında bütçe öncelikleri farklılık göstermektedir.

Ayrıca Tek Sağlık paradigmasının eleştirileri de bulunmaktadır. Bazı çevreler bu yaklaşımın fazla geniş ve kavramsal olduğunu, somut uygulama mekanizmalarının yeterince netleşmediğini savunmaktadır. Özellikle tarım lobileri ve bazı sanayi çevreleri, çevre temelli sağlık düzenlemelerinin üretim maliyetlerini artıracağı görüşündedir. Buna karşılık halk sağlığı savunucuları ise uzun vadede sağlık harcamalarını azaltmanın yolunun tam da bu bütüncül yaklaşım olduğunu ileri sürmektedir.

2026 itibarıyla Avrupa Parlamentosu’nda gözlenen eğilim, Tek Sağlık yaklaşımının artık geçici bir politika modası olmadığı yönündedir. Bu yaklaşım, AB’nin sağlık güvenliği, çevre yönetimi ve ekonomik sürdürülebilirlik stratejilerinin merkezine yerleşmektedir. Özellikle genç kuşak parlamenterler ve yeşil siyaset ekseninde çalışan gruplar, Tek Sağlık’ı geleceğin yönetişim modeli olarak değerlendirmektedir.

Bu bağlamda Avrupa Birliği’nin önümüzdeki yıllarda daha kapsamlı bir “Avrupa Tek Sağlık Yasası” veya çerçeve stratejisi geliştirmesi olası görünmektedir. Böyle bir düzenleme; veri paylaşımından veteriner ilaçlarına, çevresel risk analizlerinden pandemi hazırlıklarına kadar çok geniş bir alanı kapsayabilir. Horizon Europe araştırma programları ve sağlık fonlarının da giderek daha fazla Tek Sağlık eksenine yöneldiği görülmektedir. 

Sonuç olarak Tek Sağlık yaklaşımı, Avrupa Birliği’nin sağlık anlayışında köklü bir paradigma değişimine işaret etmektedir. İnsan sağlığını doğadan, hayvan sağlığından ve çevresel sürdürülebilirlikten bağımsız ele alan klasik model yerini çok katmanlı ve disiplinler arası bir yönetişim anlayışına bırakmaktadır. 2026 Parlamento gündemi de bu dönüşümün yalnızca akademik veya bürokratik bir tartışma olmadığını; doğrudan yasa yapım süreçlerine yön veren yeni bir siyasal çerçeveye dönüştüğünü göstermektedir. Avrupa Birliği için Tek Sağlık artık yalnızca sağlık politikası değil; aynı zamanda güvenlik, ekonomi, çevre ve demokrasi politikasıdır.

Kaynakça

Prof. Dr. Ayşegül Akbay, Ankara, 20 Mayıs 2026 

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

Tercihleriniz kaydedildi