Ana içeriğe geç

Tek Sağlık - One Health

Tıp Fakültesinin Kurumsal Kimliği: Osmanlı Mektebinden Cumhuriyet Üniversitesine

1827’de Mekteb-i Tıbbiye ile kurumsallaşan modern tıp eğitimi, Darülfünun’la kurduğu bağ ve 1933 Üniversite Reformu’yla yeni bir akademik çerçeveye kavuştu. Prof. Dr. Mahmut Can Yağmurdur, “Tıp Fakültesinin Kurumsal Kimliği: Osmanlı Mektebinden Cumhuriyet Üniversitesine” başlıklı yazısında bu dönüşümün tarihsel sürekliliğini inceliyor.

Türkiye’de modern tıp biliminin kurumsal bir disiplin olarak kimlik kazanması, yalnızca bir tıp okulunun kurulmasıyla açıklanabilecek bir süreç değildir. Tıbbın bilimsel bilgi üretimi, klinik uygulama, araştırma, eğitim ve farklı bilim dallarıyla etkileşim içerisinde yürütülen multidisipliner bir akademik yapı hâline gelmesi, daha geniş anlamda üniversite kurumunun dönüşümüyle birlikte değerlendirilmelidir. Bu bakımdan Türkiye’de modern tıp eğitiminin gelişiminde Osmanlı modernleşme teşebbüsleri ile Cumhuriyet dönemindeki üniversite reformu arasında bir kopuştan ziyade, aşamalı fakat niteliksel dönüşümler içeren bir süreklilik söz konusudur.

Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud döneminde 14 Mart 1827 tarihinde kurulan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, modern tıp eğitiminin kurumsallaşması bakımından son derece önemli bir dönüm noktasıdır. Bununla birlikte, bu kurumu bugünkü anlamıyla bir “tıp fakültesi” olarak tanımlamak tarihsel ve kavramsal açıdan dikkat gerektirir. Nitekim 1848 yılında Mekteb-i Tıbbiye mezunlarından dört kişinin Viyana’da gerçekleştirilen yeterlik sınavını başarıyla geçmesi, okulun Avrupa tıp eğitimiyle kurduğu ilişkinin ve eğitim düzeyinin önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Bu gelişmede Sultan Abdülmecid’in tıp eğitiminin modernleştirilmesine yönelik desteğinin de göz ardı edilmemesi gerekir. Bununla birlikte, söz konusu sınav başarısının modern anlamda kurumsal bir “akreditasyon” olarak değerlendirilmesi ayrı bir tartışma konusudur.

Burada temel mesele, “mektep”, “fakülte” ve “üniversite” kavramlarının aynı tarihsel ve kurumsal anlama sahip olmadığının ortaya konulmasıdır. Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, modern tıp eğitiminin önemli bir kurumu olmakla birlikte, çağdaş anlamda fakülte kavramının gerektirdiği akademik özerklik, disiplinlerarası yapı, araştırma işlevi ve üniversite bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gereken bir kurum değildi. Bu nedenle onun tarihsel önemini küçümsemeden, bugünkü “tıp fakültesi” kavramının geriye doğru doğrudan aktarılmasından kaçınmak gerekir.

Nitekim Avrupa üniversitelerinin tarihsel gelişimi de bu ayrımı anlamak açısından önemlidir. Ortaçağ üniversitelerinde temel akademik yapılanma başlangıçta artes yani sanatlar/felsefe eğitimi etrafında şekillenmiş; bunun yanında teoloji, hukuk ve tıp giderek yüksek fakülteler olarak kurumsallaşmıştır. Dolayısıyla “fakülte”, başlangıçtan itibaren yalnızca belirli bir mesleğin öğretildiği bir okul değil, üniversite içerisinde belirli bir bilgi alanının öğretim ve üretim yetkisini temsil eden akademik bir yapı olmuştur.

Latince facultas kavramı da bu bağlamda yalnızca “kolaylık” anlamına indirgenmemelidir. Terim, Ortaçağ üniversite geleneğinde belirli bir alanda öğretme, bilme ve akademik yetki sahibi olma kapasitesini ifade eden kurumsal bir anlam kazanmıştır. Bu nedenle modern tıp fakültesinin ortaya çıkışı, yalnızca tıp eğitiminin verilmesiyle değil, tıbbın bağımsız bir bilim alanı olarak üniversiter yapı içerisinde örgütlenmesiyle ilişkilidir.

Avrupa’da Rönesans sonrasında anatomik araştırmaların, klinik gözlemin, deneysel yaklaşımın ve giderek modern bilim anlayışının gelişmesiyle birlikte tıp eğitimi de dönüşmeye başlamıştır. XVI. yüzyıldan itibaren şekillenen bilimsel tıp anlayışı, tıbbın geleneksel aktarım biçimlerinden ayrılarak gözlem, deney, anatomi, fizyoloji ve klinik uygulamayı aynı bilgi sisteminin parçaları hâline getirmesine yol açmıştır. Ancak bugünkü anlamıyla tıp fakültesinin ve onun içerisinde yer alan anabilim dallarının ortaya çıkışı, tek bir tarihsel olayın değil, birkaç yüzyıla yayılan kurumsal ve epistemolojik dönüşümün sonucudur.

Osmanlı modernleşmesi açısından dikkat çekici bir başka girişim ise III. Selim döneminde, 1805–1812 yılları arasında Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun bünyesinde Dimitreşko Meroz öncülüğünde modern Avrupa tıp eğitimine benzer bir model oluşturma teşebbüsüdür. Her ne kadar bu girişim süreklilik gösteren bir tıp fakültesine dönüşmemiş olsa da, Osmanlı devletinin modern bilim ve meslek eğitimi modellerini Avrupa’dan aktarma arayışının II. Mahmud döneminden önce başladığını göstermesi bakımından önemlidir.

Benzer biçimde, II. Abdülhamid döneminde 30 Aralık 1898 tarihinde kurulan Gülhane Seririyat Hastanesi, tıp eğitiminin klinik boyutunun gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil eder. “Seririyat” kavramının doğrudan klinik/yataklı tedavi hizmetleriyle ilişkisi dikkate alındığında, kurumun Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane mezunu hekimlerin uygulamalı eğitimleri açısından önemli bir işlev üstlendiği görülmektedir. Bu yönüyle Gülhane, yalnızca bir hastane değil, tıp eğitiminin klinik deneyimle bütünleştirilmesi sürecinin önemli kurumlarından biri olarak değerlendirilmelidir.

Ancak burada da tarihsel kurumlar arasında doğrudan ve kesintisiz bir özdeşlik kurmak yerine, kurumsal süreklilik ile kurumsal dönüşümün birbirinden ayrılması gerekir. Gülhane'nin sonraki dönemlerde askerî tıp eğitimi içerisindeki konumu, 1924 sonrasında eğitim faaliyetlerinin gelişmesi ve nihayet 2016 yılında Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesine alınması, farklı tarihsel dönemlerin farklı kurumsal ihtiyaçlarına karşılık gelmektedir.

Bu nedenle günümüzdeki Sağlık Bilimleri Üniversitesi'nin kökenini doğrudan Tıbhane-i Âmire veya Gülhane Seririyat Hastanesi'ne bağlamak, tarihsel kurumlar arasındaki ilişkileri açıklamak bakımından ancak belirli bir kurumsal soy kütüğü anlamında kullanılabilir. Bunu doğrudan “modern üniversitenin aynı kurumun devamı” şeklinde yorumlamak ise ayrıca tartışılması gereken bir tarihsel iddia hâline gelir. Özellikle askerî bir sağlık kurumunun daha sonra sivil bir üniversite yapısına dönüştürülmesi, yalnızca kurumsal devamlılık değil, aynı zamanda hukuki, idari ve siyasal bir yeniden yapılanma olarak ele alınmalıdır.

Öte yandan Türkiye’de modern tıp fakültesinin üniversiter kimliğinin oluşumunu anlamak bakımından Mekteb-i Tıbbiye'nin Darülfünun ile ilişkisi özel bir önem taşımaktadır. XIX. yüzyılın ikinci yarısında tıp eğitiminin Darülfünun yapılanmasıyla ilişkilendirilmesi, tıp eğitiminin bağımsız bir meslek okulundan daha geniş bir üniversiter bilgi sistemi içerisine alınması yönündeki gelişmenin önemli bir aşamasıdır. Bu süreç, daha sonraki İstanbul Darülfünunu ve nihayet 1933 Üniversite Reformu ile İstanbul Üniversitesi'nin kurulmasına uzanan kurumsal dönüşümün tarihsel arka planını oluşturmuştur.

Burada Cumhuriyet döneminin yaptığı esaslı katkı, Osmanlı döneminde başlamış olan modern tıp eğitimi arayışını yok saymak değil; onu modern üniversitenin bilimsel, akademik ve kurumsal ilkeleri içerisinde yeniden örgütlemek olmuştur. 1933 Üniversite Reformu bu açıdan yalnızca kurumların isimlerinin değiştirilmesi olarak değil, bilim üretiminin, akademik yapılanmanın ve yükseköğretimin yeniden tanımlanması olarak değerlendirilmelidir.[8]

Dolayısıyla Türkiye'de modern tıp fakültesinin tarihini yalnızca “1827'de başladı” veya “1933'te başladı” şeklinde iki tarihten birine indirgemek doğru değildir. 1827, modern tıp eğitiminin kurumsallaşması bakımından; XIX. yüzyılın ikinci yarısı tıp eğitiminin üniversiter yapıyla bütünleşmesi bakımından; 1933 ise modern üniversitenin bilimsel ve kurumsal ilkeleri içerisinde yeniden yapılanması bakımından kritik eşiklerdir.

Bu açıdan bakıldığında Cumhuriyet Üniversite Reformu'nun önemi, Osmanlı'nın tıp eğitimine ilişkin bütün birikimini reddetmesinden değil, bu birikimi modern üniversite, bilimsel yöntem, akademik disiplinler ve araştırma kültürü içerisinde yeniden konumlandırmasından kaynaklanmaktadır.

Başka bir ifadeyle, Mekteb-i Tıbbiye modern tıp eğitiminin başlangıç noktalarından biridir; fakat modern tıp fakültesi yalnızca bir tıp mektebinin devamı değildir. Tıp fakültesi; klinik uygulama ile temel bilimleri, araştırma ile eğitimi ve mesleki bilgi ile üniversiter bilgi üretimini aynı kurumsal çatı altında buluşturan daha ileri bir akademik formdur. Türkiye'de bu formun tam anlamıyla üniversiter bir kimlik kazanması ise Osmanlı modernleşme deneyimlerinden beslenmekle birlikte, Cumhuriyet'in üniversite reformlarıyla yeni bir kurumsal ve epistemolojik çerçeveye kavuşmuştur.

Kaynakça

Akyüz, Yahya. Türk Eğitim Tarihi: M.Ö. 1000–M.S. 2023. Ankara: Pegem Akademi.

Berkes, Niyazi. Türkiye’de Çağdaşlaşma. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Beydilli, Kemal. “Mühendishane.” Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.

Tekeli, İlhan ve Selim İlkin. Osmanlı İmparatorluğu’nda Eğitim ve Bilgi Üretim Sisteminin Oluşumu ve Dönüşümü. Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Unat, Ekrem Kadri. Osmanlı İmparatorluğu’nda Tıp Eğitimi ve Gülhane’nin Tarihçesi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları.

Üniversite Reformu hakkında: İstanbul Üniversitesi. İstanbul Üniversitesi Tarihçesi ve 1933 Üniversite Reformu. İstanbul Üniversitesi resmî yayınları.

Yıldırım, Nuran. İstanbul’un Sağlık Tarihi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları.


 

Notlar/Diğer

Prof. Dr. Mahmut Can Yağmurdur, Ankara, 19 Ekim 2026

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

teksaglik.org web sitesi, sizlere daha iyi bir gezinme deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır.

Bunlar arasında sitenin çalışması için gerekli olan temel çerezlerin yanı sıra, yalnızca anonim istatistiksel amaçlar, konfor ayarları veya kişiselleştirilmiş içerik göstermek için kullanılan diğer çerezler de bulunmaktadır. Hangi kategorilere izin vermek istediğinize kendiniz karar verebilirsiniz. Ayarlarınıza bağlı olarak, web sitesinin tüm işlevlerinin kullanılamayabileceğini lütfen unutmayın.

Tercihleriniz kaydedildi